Hava Durumu

#Strateji

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Strateji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Strateji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mart Kapıdan Baktırır, Kazma Kürek Yaktırır Haber

Mart Kapıdan Baktırır, Kazma Kürek Yaktırır

2026’DAKİ UMUT KIVILCIMIMIZ SAVAŞA DÖNÜŞTÜ! Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır. Eskilerin bu sözü, beklenmedik sarsıntıların habercisi olmuştur. 2025 ve 2026 yıllarında bu söz, sektörümüz için gerçek anlamda bir öğüde dönüştü. Mart ayı hem ekonomik hem de siyasi açıdan derin iz bırakan gelişmelerin fitilini ateşledi ve bu iki yılda yaşananlar, karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü derinden sarstı. 2025 yılının Mart ayında ülkemizin siyasi dengesini etkileyen gelişmeler başladı. Bu belirsizlik, ekonomiyi de kaçınılmaz biçimde sarstı; özenle hazırlanan planlar sekteye uğradı, beklentiler yerini kaygılara bıraktı. 2026 yılı ise bir umut kıvılcımıyla açıldı. Beklentiler olumluya dönmeye başlamışken yine bir Mart darbesi geldi: komşumuz bir ülkede tırmanan savaş, ülkemize siyasi, ekonomik ve psikolojik açıdan ağır bir yük bindirdi. Bu yükün en fazla hissedildiği alanlardan biri de bizim sektörümüz oldu. BELİRSİZLİK, SEKTÖRÜMÜZÜN EN AĞIR YÜKLERİNDEN BİRİ Belirsizlik, bir sektör için yıkıcıdır çünkü yatırımı durdurur, planlamayı felç eder ve en önemlisi güveni yerinden eder. Şu an sektörümüz tam da böyle bir süreçten geçiyor. Otuz dakika sonrasını tahmin etmenin neredeyse imkânsız olduğu bir ortamda uzun vadeli karar almak büyük cesaret istiyor. Sektörümüz 2024 yılının ikinci yarısından itibaren ciddi bir maliyet enflasyonuyla boğuşmaktaydı. Bu maliyetleri dengeleyecek önlemler henüz tam anlamıyla alınamamışken 2026 yılının başında tüm olumsuzluklar bir anda üst üste yığıldı. Akaryakıt fiyatlarındaki dengesizlik, Ulaştırma Bakanlığı'nın yayımladığı genelgeler, trafik denetimlerinde uygulanan ağır cezalar ve buna ek olarak döviz kurundaki oynaklık... Bu etkenler bir araya gelince sektör, kendini bir bataklığın içinde bulmakta gecikmedi. Bu bataklıktan söz ederken kastettiğim şu: her adımda zemin kayıyor, her çıkış denemesi yeni bir engele çarpıyor. Kârlılık neredeyse ortadan kalktı. Sektörün olağan akışı bozuldu. İşletmeciler günü kurtarmaya çalışırken geleceğe yatırım yapma fırsatını yitiriyor. YÜKSEK FAİZ VE ENFLASYON ALTINDA İKİ YILDIR EZİLİYORUZ Uygulanan ekonomik program çerçevesinde sektörümüz iki yıldır yüksek faiz baskısıyla karşı karşıya. Bu faiz ortamı, işletme maliyetlerini ciddi ölçüde artırdı. Araç finansmanından başlayarak yakıt alımına, personel giderlerinden otogar kira bedellerine kadar her kalem şişti. Buna karşın bilet fiyatlarını aynı hızda artırmak mümkün değil çünkü yolcunun alım gücü de aynı baskı altında eriyor. Bu zorlu koşullara rağmen sektörümüzün hem araç yenilemesini hem de yeni araç yatırımını sürdürmesi gerçekten takdire değer bir direniş göstergesidir. Yüksek faizle kredi çekip otobüs alan işletmeciler, bir anlamda bu sektöre olan inançlarını ortaya koyuyorlar ama bu inancın sürdürülebilir olması için koşulların iyileşmesi şart; inanç tek başına, bir bilanço açığını kapatmıyor. CEZALAR, GENELGELER VE AKARYAKITTAKİ DENGESİZLİK… Sektörümüzü zorlayan etkenler yalnızca makroekonomik düzlemde kalmıyor; günlük operasyonun içine de sızıyor. Trafik denetimlerinde uygulanan ağır idari cezalar, işletmecileri her gün beklenmedik maliyetlerle yüz yüze getiriyor. Bu cezaların bir kısmının haklı gerekçeleri olsa da sistematik bir çözüm üretilmeden yalnızca yaptırım uygulamak, sorunu çözmez; işletmecileri daha da köşeye sıkıştırır. Akaryakıt fiyatlarındaki dengesizlik ise ayrı bir başlık. Sabah hesapladığınız maliyetle akşam sahaya çıkıyorsunuz ama gün içinde tablo değişmiş olabiliyor. Üstüne bir de Ulaştırma Bakanlığı'nın zaman zaman sektörle yeterince istişare edilmeden yayımlanan genelgeleri eklenince işletmeciler için öngörülemeyen bir yük daha oluşuyor. SORULAR VAR, CEVAPLAR HENÜZ YOK Bu yılın sezonu merakla bekleniyor. Herkes soruyor: sezon nasıl geçecek? Talep toparlanacak mı? Maliyetler dengelenebilecek mi? Ne var ki bu soruların hiçbirine şu an net bir yanıt vermek mümkün değil. Belirsizlik bu kadar yoğunken öngörü yapmak puslu havada yol haritası çizmeye benziyor. Sezon boyunca tablo netleşecek; Eylül ayına gelindiğinde kartlar yeniden dağıtılmış olacak. O nedenle Eylül öncesinde büyük hamleler yapmak, uzun vadeli yatırım kararları almak bana göre isabetli değil. Şu an için en akılcı strateji statükoyu korumak, eldeki kaynakları verimli kullanmak ve sezonu sağlıklı bir şekilde tamamlamaktır. EYLÜL AYI İKİNCİ KIRILMA NOKTASI OLACAK 2026 Eylül'ü bir kırılma noktası olarak görüyorum. O tarihten sonra sezonun yarattığı tablo netleşecek, ekonomik görünüm daha okunabilir bir hâl alacak ve sektörün önündeki yol biraz daha aydınlanacak. Yatırım kararları, genişleme planları, araç yenileme hamleleri; tüm bunlar için Eylül sonrasını beklemek en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Sektörümüz güçlü bir geçmişe sahip. Defalarca zor dönemlerden geçti, her seferinde ayağa kalktı. Bu kez de kalkacak; ama bunun için doğru zamanlamaya, doğru analize ve panik yerine sabırla yönetilen bir strateji anlayışına ihtiyaç var.

Hiçbir Yol, Bir Kadının Azminden Daha Uzun Değildir Haber

Hiçbir Yol, Bir Kadının Azminden Daha Uzun Değildir

BU İŞ SADECE BİLET SATMAKTAN İBARET DEĞİL Şehirlerarası otobüs işletmeciliği dışarıdan bakıldığında yalnızca bilet satışından ibaret gibi görünebilir. Oysa işin mutfağı çok daha kapsamlı ve detaylıdır. Benim için bu iş, büyük bir operasyonu yönetmek anlamına geliyor. Bugün Kâmil Koç’un Kozlu, Karadeniz Ereğli, Zonguldak ve Düzce yazıhanelerinde yürüttüğümüz operasyonun içinde; araçların teknik takibinden sefer planlamalarına, personel yönetiminden finansal süreçlere kadar çok geniş bir sorumluluk alanı bulunuyor. Şunu özellikle vurgulamak isterim: Bu sektör yalnızca bilet satıp yolcu taşımak değildir; strateji, disiplin ve planlama gerektiren ciddi bir yönetim işidir. Her gün onlarca insanın güvenli bir şekilde seyahat etmesinden sorumlusunuz ve bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmek zorundasınız. KADIN TİTİZLİĞİ İLE OPERASYONEL DETAYLAR DAHA SAĞLIKLI YÖNETİLİR İnsanlar otobüsleri sadece yollarda görüyor ama işin arka planında çok büyük bir organizasyon var. Bir otobüsün sefere çıkabilmesi için onlarca detayın kusursuz şekilde işlemesi gerekiyor. Benim için işletmecilik; şoförlerimizin dinlenme saatlerinden araçlarımızın en küçük teknik detayına kadar her süreci yakından takip etmek demektir. Yolcunun bindiği andan indiği ana kadar yaşadığı deneyimin her aşamasında bizim imzamız vardır. Otobüsümüzün tekerinden, yolcunun ikramına kadar her şey bizim sorumluluğumuzdadır. Bir kadın titizliğiyle yaklaştığınızda bu detayların çok daha sağlıklı yönetildiğini düşünüyorum. Disiplinli ve sistemli çalıştığınızda hata payı da ciddi şekilde azalıyor. BAŞTA ‘KADIN BU İŞİ YAPABİLİR Mİ?’ DİYE BAKIYORLARDI; ŞİMDİ SAYGIYLA YAKLAŞIYORLAR Sektöre ilk adım attığım dönemlerde açıkçası bazı önyargılarla karşılaştım. Terminal ortamında bir kadın yöneticiyi görmek birçok kişi için şaşırtıcıydı. “Acaba bu işin altından kalkabilir mi?” bakışlarını oldukça sık hissettiğimi söyleyebilirim ancak zaman içinde disiplinli çalışmanın ve doğru bir sistem kurmanın ne kadar önemli olduğunu herkes gördü. İşinizi ciddiyetle yaptığınızda o önyargılar yerini saygıya bırakıyor. Bugün geldiğimiz noktada ekip arkadaşlarımız, sektör temsilcileri ve yolcularımız bu düzenin farkında. Artık kadın olduğum için değil, iyi bir işletmeci olduğum için takdir görüyorum. BİR KADIN ELİ DEĞDİĞİNDE KALİTEYİ HERKES HİSSEDİYOR Yolcularımızdan aldığımız geri dönüşler benim için çok kıymetli. Birçok yolcu özellikle şunu söylüyor: “Bir kadın eli değdiği belli oluyor.” Otobüsün temizliğinden personelin üslubuna, hizmet kalitesinden yolcu memnuniyetine kadar birçok noktada kadın bakış açısının fark yarattığını düşünüyorum. Kadınlar detaylara daha fazla önem veriyor ve bu da hizmet kalitesine doğrudan yansıyor. ASIL HEDEFİMİZ BÖLGEDEKİ ULAŞIM STANDARTLARINI YÜKSELTMEK Sektörde var olmanın yalnızca araç sahibi olmakla sınırlı olmadığını düşünüyorum. Bizim hedefimiz her zaman daha iyisini yapmak ve bölgedeki ulaşım standartlarını yükseltmek oldu. Bu nedenle teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor, filomuzu sürekli yeniliyor ve yolcu güvenliğini en üst seviyede tutacak yatırımlar yapıyoruz. Ben kendimi sadece bir otobüs sahibi olarak değil, sektöre yatırım yapan bir işletmeci olarak görüyorum. OPERASYONUN HER NOKTASINA “KADIN ELİ” DEĞMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM Yazıhane tarafında da ben olaya biraz “kadın gözüyle” bakıyorum. Bizim yazıhanelerimizde önceliğimiz temizlik ve güler yüz. Bunlar her yerde söylenir ama ben bunu “politikamız” olarak görüyorum; esnetilemez, suistimal edilemez. Ayrıca bu bakış açısı doğrultusunda kadın çalışan istihdam etmeye de özellikle özen gösteriyoruz. Bilet satış görevlilerinde, yazıhane tarafında kısacası işimizin her noktasında kadın eli olsun istiyorum. Bu bölgede farklı bir tarz yaratmak hedefimiz. Bunun dışında araç sayımızla ve güzergâhlarımızla da sahada fark yaratıyoruz. Kadın çalışan ağırlığı konusunda da net bir hedefim var. Bu açıdan da Kamil Koç’un hedefleri ile ciddi bir uyum yakalıyoruz. Çünkü Kamil Koç sektörde kadın istihdamını desteklemek başta olmak üzere yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile yolcu deneyimine bakış açısı ile hemen hemen her noktada kadınları desteklemeyi görev edinmiş bir şirket. Özellikle erkek egemen olan kara yolu yolcu taşımacılığı sektöründe bu konuda da liderliği göğüsleyen bir şirket ile birlikte çalışmak benim için çok önemli. Biz de Kamil Koç’tan aldığımız ilhamla kadın hostes istihdamımızı arttırdık. Şu an dört hostesimiz kadın. Bir kadın otobüs şoförümüz var, ikincisi de yolda geliyor. Ben minimum beş kadın şoför olmasını istiyorum. Hostes kadromuzun da en az yüzde 50’sinin kadın olmasını hedefliyorum çünkü kadın eli bazı yerlerde hizmetin tonunu değiştiriyor; daha düzenli, daha nazik, daha özenli bir yaklaşım geliyor. KADINLAR HAYATIN HER ALANINDA OLMALI 8 Mart Dünya Kadınlar Günü benim için yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda dayanışmanın ve farkındalığın günü. Kadınların ekonomik özgürlüğü ve karar mekanizmalarında daha fazla yer alması toplum için çok önemli. Kadınlar detaycıdır, sabırlıdır ve aynı anda birçok süreci yönetebilir. Bu özellikler işletmecilikte büyük bir avantaj sağlar. Kadınlar sadece mutfakta ya da ofiste değil; terminalde de şantiyede de yönetim masasında da var olmalı çünkü biz karar mekanizmalarında olduğumuz sürece dünyanın daha düzenli ve dengeli bir yer olacağına inanıyorum. Şunu özellikle söylemek isterim: Direksiyonun başında olun ya da masanın arkasında… Önemli olan rotanızı kendinizin çizmesidir. Ve ben her zaman şuna inanırım: Hiçbir yol, bir kadının azminden daha uzun değildir. Tüm emekçi kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.