Hava Durumu

Mart Kapıdan Baktırır, Kazma Kürek Yaktırır

Sektörün son iki yılda yaşadığı dalgalanmalar, belirsizlikler ve artan maliyet baskıları; karayolu yolcu taşımacılığını kritik bir eşikten geçiriyor. Bu süreçte hem sahadaki gerçekleri hem de geleceğe dair beklentileri değerlendirmek üzere, Beydağı Turizm Yönetim Kurulu Üyesi Sönmez İkde ile sektörün bugünü ve yarınını konuştuk. İşte Sönmez İkde’nin gözünden 2026;

Haber Giriş Tarihi: 23.04.2026 15:43
Haber Güncellenme Tarihi: 23.04.2026 15:46
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.haberulasim.com/
Mart Kapıdan Baktırır, Kazma Kürek Yaktırır

2026’DAKİ UMUT KIVILCIMIMIZ SAVAŞA DÖNÜŞTÜ!
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır. Eskilerin bu sözü, beklenmedik sarsıntıların habercisi olmuştur. 2025 ve 2026 yıllarında bu söz, sektörümüz için gerçek anlamda bir öğüde dönüştü. Mart ayı hem ekonomik hem de siyasi açıdan derin iz bırakan gelişmelerin fitilini ateşledi ve bu iki yılda yaşananlar, karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü derinden sarstı.

2025 yılının Mart ayında ülkemizin siyasi dengesini etkileyen gelişmeler başladı. Bu belirsizlik, ekonomiyi de kaçınılmaz biçimde sarstı; özenle hazırlanan planlar sekteye uğradı, beklentiler yerini kaygılara bıraktı. 2026 yılı ise bir umut kıvılcımıyla açıldı. Beklentiler olumluya dönmeye başlamışken yine bir Mart darbesi geldi: komşumuz bir ülkede tırmanan savaş, ülkemize siyasi, ekonomik ve psikolojik açıdan ağır bir yük bindirdi. Bu yükün en fazla hissedildiği alanlardan biri de bizim sektörümüz oldu.

BELİRSİZLİK, SEKTÖRÜMÜZÜN EN AĞIR YÜKLERİNDEN BİRİ
Belirsizlik, bir sektör için yıkıcıdır çünkü yatırımı durdurur, planlamayı felç eder ve en önemlisi güveni yerinden eder. Şu an sektörümüz tam da böyle bir süreçten geçiyor. Otuz dakika sonrasını tahmin etmenin neredeyse imkânsız olduğu bir ortamda uzun vadeli karar almak büyük cesaret istiyor.

Sektörümüz 2024 yılının ikinci yarısından itibaren ciddi bir maliyet enflasyonuyla boğuşmaktaydı. Bu maliyetleri dengeleyecek önlemler henüz tam anlamıyla alınamamışken 2026 yılının başında tüm olumsuzluklar bir anda üst üste yığıldı. Akaryakıt fiyatlarındaki dengesizlik, Ulaştırma Bakanlığı'nın yayımladığı genelgeler, trafik denetimlerinde uygulanan ağır cezalar ve buna ek olarak döviz kurundaki oynaklık... Bu etkenler bir araya gelince sektör, kendini bir bataklığın içinde bulmakta gecikmedi.

Bu bataklıktan söz ederken kastettiğim şu: her adımda zemin kayıyor, her çıkış denemesi yeni bir engele çarpıyor. Kârlılık neredeyse ortadan kalktı. Sektörün olağan akışı bozuldu. İşletmeciler günü kurtarmaya çalışırken geleceğe yatırım yapma fırsatını yitiriyor.

YÜKSEK FAİZ VE ENFLASYON ALTINDA İKİ YILDIR EZİLİYORUZ
Uygulanan ekonomik program çerçevesinde sektörümüz iki yıldır yüksek faiz baskısıyla karşı karşıya. Bu faiz ortamı, işletme maliyetlerini ciddi ölçüde artırdı. Araç finansmanından başlayarak yakıt alımına, personel giderlerinden otogar kira bedellerine kadar her kalem şişti. Buna karşın bilet fiyatlarını aynı hızda artırmak mümkün değil çünkü yolcunun alım gücü de aynı baskı altında eriyor.

Bu zorlu koşullara rağmen sektörümüzün hem araç yenilemesini hem de yeni araç yatırımını sürdürmesi gerçekten takdire değer bir direniş göstergesidir. Yüksek faizle kredi çekip otobüs alan işletmeciler, bir anlamda bu sektöre olan inançlarını ortaya koyuyorlar ama bu inancın sürdürülebilir olması için koşulların iyileşmesi şart; inanç tek başına, bir bilanço açığını kapatmıyor.

CEZALAR, GENELGELER VE AKARYAKITTAKİ DENGESİZLİK…
Sektörümüzü zorlayan etkenler yalnızca makroekonomik düzlemde kalmıyor; günlük operasyonun içine de sızıyor. Trafik denetimlerinde uygulanan ağır idari cezalar, işletmecileri her gün beklenmedik maliyetlerle yüz yüze getiriyor. Bu cezaların bir kısmının haklı gerekçeleri olsa da sistematik bir çözüm üretilmeden yalnızca yaptırım uygulamak, sorunu çözmez; işletmecileri daha da köşeye sıkıştırır.

Akaryakıt fiyatlarındaki dengesizlik ise ayrı bir başlık. Sabah hesapladığınız maliyetle akşam sahaya çıkıyorsunuz ama gün içinde tablo değişmiş olabiliyor. Üstüne bir de Ulaştırma Bakanlığı'nın zaman zaman sektörle yeterince istişare edilmeden yayımlanan genelgeleri eklenince işletmeciler için öngörülemeyen bir yük daha oluşuyor.

SORULAR VAR, CEVAPLAR HENÜZ YOK
Bu yılın sezonu merakla bekleniyor. Herkes soruyor: sezon nasıl geçecek? Talep toparlanacak mı? Maliyetler dengelenebilecek mi? Ne var ki bu soruların hiçbirine şu an net bir yanıt vermek mümkün değil. Belirsizlik bu kadar yoğunken öngörü yapmak puslu havada yol haritası çizmeye benziyor.

Sezon boyunca tablo netleşecek; Eylül ayına gelindiğinde kartlar yeniden dağıtılmış olacak. O nedenle Eylül öncesinde büyük hamleler yapmak, uzun vadeli yatırım kararları almak bana göre isabetli değil. Şu an için en akılcı strateji statükoyu korumak, eldeki kaynakları verimli kullanmak ve sezonu sağlıklı bir şekilde tamamlamaktır.

EYLÜL AYI İKİNCİ KIRILMA NOKTASI OLACAK
2026 Eylül'ü bir kırılma noktası olarak görüyorum. O tarihten sonra sezonun yarattığı tablo netleşecek, ekonomik görünüm daha okunabilir bir hâl alacak ve sektörün önündeki yol biraz daha aydınlanacak. Yatırım kararları, genişleme planları, araç yenileme hamleleri; tüm bunlar için Eylül sonrasını beklemek en sağlıklı yaklaşım olacaktır.

Sektörümüz güçlü bir geçmişe sahip. Defalarca zor dönemlerden geçti, her seferinde ayağa kalktı. Bu kez de kalkacak; ama bunun için doğru zamanlamaya, doğru analize ve panik yerine sabırla yönetilen bir strateji anlayışına ihtiyaç var.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.