Malum olduğu üzere; şehir içi ve şehirler arası otobüslerde %50 kapasiteyle hizmet verilmesi ve maske kullanımının zorunlu olmasına ilişkin kısıtlamaların 1 Ekim 2020 tarihine kadar devamına, İçişleri Bakanlığı’nın 81 il valiliklerine gönderdiği genelgeyle karar verildi. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü temsilcilerinin ise ilk aşamada yıl sonuna kadar bu şekilde çalışılacağını düşündükleri, bu yönde olmak üzere bir nebze olsun kapasite artışı yakalamak adına yeni araç yatırımı yapacakları da haricen yaptığımız görüşmelerde öğrendiğimiz bilgiler arasında.
Salgının dünya çapındaki seyri de bize bu fotoğrafı gösteriyor: kısa vadede aşının bulunmayacağı kabul edilirse, virüsün dünya nüfusunun büyük çoğunluğuna bulaşıp sürü bağışıklığı sağlanana kadar virüsle yaşamayı öğreneceğiz.
Ulaşım sektörüne yalnızca Türkiye ve karayolu penceresinden bakmayıp biraz geniş açıdan bakacak olur isek özellikle havayolu sektöründe bambaşka gerçeklerle karşılaşıyoruz. Havacılığa dair standartları belirleyen Uluslararası Hava Taşımacılar Birliği (IATA), uçaklarda yolcular arasında boş koltuk bırakılmasının salgını önlemeyeceği, buna karşın yolcunun bilet maliyetlerini, havayolu şirketlerinin uçuş maliyetlerini artıracağı yönünde görüş bildirdiği beyanatında, uçaklarda COVID-19 ‘un bulaştığına dair hiçbir bilimsel çalışma olmadığını, maske kullanımının yeterli olabileceğini belirtiyor.
Yine, uçuşlara başlayan ya da başlayacağını belirten hava yolu şirketlerinden çoğu ise boş koltuk bırakmadan uçacağını açıklıyor. Örneğin, Avustralya’nın bayrak taşıyıcısı havayolu şirketi Qantas, yolcuların maske kullandıkları ve yüz yüze oturmadıkları sürece, kabin içinde virüsün bulaşıcılığının az olacağı gerekçesiyle uçuşlarına tam kapasite ile başlayacağını duyuruyor. Devamla, milli bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları’nın Haziran ayı başında başlayacağı seferlerinde, boş koltuk bırakacağına dair hiçbir açıklama internet sitesinde yer almıyor.
Bu tezat ise;
En az 160 kişilik kabinde bulaşmayan virüs nasıl oluyor da 46 kişilik kabinde bulaşıyor?
Dünyanın en büyük pazara sahip ulaşım sektörü, “maske varsa sorun yok”, “kabinde Covid-19’un bulaştığına dair bilimsel çalışma yapılmadı” derken, Türkiye’deki otobüslerin kabinlerinde virüs farklı mı davranıyor?
Yolcunun can güvenliği, taşımacının lobisine göre mi önem kazanıyor?
gibi soruları akla getiriyor.
Gelinen aşamada; İçişleri Bakanlığımızın otobüslerde uyguladığı ve kanımca oldukça iyi niyetli, tedbirli biçimde yorumlanacak kısıtlamaların dünyadaki kısıtlamalarla tezat oluşturduğu açıkça anlaşılıyor.
Eğer havacılık sektörü bu konuda hatalı düşünüp 200 kişiyi bir kabine dolduruyor ise Hükümetimiz derhal ülkemiz için -otobüslerde uyguladığı gibi- uçaklarda da sosyal mesafe kısıtlaması getirmeli yahut kısıtlamanın bulaşıcılık noktasında etkisi bulunmadığı doğru ise otobüslere uygulanan kısıtlamaya da belli ölçülerde son verilmelidir.
Otobüslerin, uçaklarla rekabet içinde olduğu hatlardaki en büyük kozunun bilet fiyatları olduğu da izahtan varestedir. Otobüs ile uçağa uygulanan çifte standart tümüyle bilet fiyatlarına yansımış durumda. Hiçbir kısıtlamaya tabi olmayan, aynı kabinde en az (ortalama) 160 yolcuyla uçmasına izin verileceği anlaşılan hava yollarına karşın, yalnızca 20-23 kişiyle (%50 kapasiteyle) seyahat edecek olan otobüslerin belirlediği fiyatlar, havayollarıyla rekabet etmekten oldukça uzakta.
Görsel kıyaslama tablosunda da paylaştığımız üzere; yarı dolulukla çalışan, ilave destek bulamayan otobüsün gelinen aşamada uçak bilet fiyatlarıyla yarışma şansı kalmamıştır. Normal sezonda dahi, havacılığa verilen desteklerden yararlanamayan otobüsçünün rekabet etme gücü kırılmışken, aylardır kontak kapatan, ödemelerini öteleyemeyen otobüsçünün bu şartlarda ne nispette kâr edebileceği de siz değerli okuyucularımızın takdirine bırakılmaktadır.
Otobüsçü Bakanlıktan Müjdeli Haberi Bekliyor
Geçtiğimiz günlerde, Sağlık Bakanlığı ile Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığı yetkililerinin sektör temsilcileriyle gerçekleştirdiği mobil toplantıda, HES (Hayat Eve Sığar) modülünün yanı sıra, önemli bir diğer konunun görüşüldüğünü de Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı (TOF) Sayın Mustafa YILDIRIM’ın Haber Ulaşım’a özel değerlendirmesiyle, değerli okuyucularımızla paylaşmıştık.
Sayın Mustafa YILDIRIM’ın Haber Ulaşım’a yaptığı özel değerlendirmede de belirttiğimiz üzere, uygulanmakta olan %50 doluluk oranının, 2+1 koltuk dizilimli araçlarda tek sıranın bulunduğu tarafta boş koltukların kalmasına neden olduğunu Bakanlığa ilettiklerini, bu kapsamda büyük ihtimalle, yakın zamanda 2+1 otobüslerin tek sıradaki koltuklarının tamamını satabilecekleri yeni bir düzenlemenin gerçekleştirileceği hususu konuşuluyor. İş bu düzenlemenin gecikilmeden hayata geçeceğini umuyoruz.
Uygulamada Birlik Sağlanmalıdır
Türkiye’de otobüslerde bulunan 2+1 koltuk düzeninin, dar gövdeli uçakların ekonomi kabinlerinde mevcut olan 3+3 koltuk düzenine göre çok daha mesafeli olduğu ortadadır. Ancak uçakların 3+3 oturma düzeniyle seferlerine başlamasının sorun teşkil etmediği düşünülüyor ise otobüslerde 1+1 düzeninin devam etmesi zaten rekabet koşulları çok ağır olan yatırımcının durumunu daha da güçleştirecektir.
Türkiye’de tarifeli uçuşların başlamasıyla birlikte, çok ağır koşullarda hizmet veren, yakıt dahil hiçbir destek alamayan otobüsçünün bu kez yolcusunu havayoluna kaptırma riski doğmaktadır. Gelinen noktada, kıyasladığımız bilet fiyatlarıyla da düşünülürse otobüsçünün hitap ettiği yolcuyla buluşabilmesi için, otobüsün uçakla aynı kefeye konması gerekmektedir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Otobüs Üvey, Uçak Öz Evlat Mı?
Malum olduğu üzere; şehir içi ve şehirler arası otobüslerde %50 kapasiteyle hizmet verilmesi ve maske kullanımının zorunlu olmasına ilişkin kısıtlamaların 1 Ekim 2020 tarihine kadar devamına, İçişleri Bakanlığı’nın 81 il valiliklerine gönderdiği genelgeyle karar verildi. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü temsilcilerinin ise ilk aşamada yıl sonuna kadar bu şekilde çalışılacağını düşündükleri, bu yönde olmak üzere bir nebze olsun kapasite artışı yakalamak adına yeni araç yatırımı yapacakları da haricen yaptığımız görüşmelerde öğrendiğimiz bilgiler arasında.
Salgının dünya çapındaki seyri de bize bu fotoğrafı gösteriyor: kısa vadede aşının bulunmayacağı kabul edilirse, virüsün dünya nüfusunun büyük çoğunluğuna bulaşıp sürü bağışıklığı sağlanana kadar virüsle yaşamayı öğreneceğiz.
Ulaşım sektörüne yalnızca Türkiye ve karayolu penceresinden bakmayıp biraz geniş açıdan bakacak olur isek özellikle havayolu sektöründe bambaşka gerçeklerle karşılaşıyoruz. Havacılığa dair standartları belirleyen Uluslararası Hava Taşımacılar Birliği (IATA), uçaklarda yolcular arasında boş koltuk bırakılmasının salgını önlemeyeceği, buna karşın yolcunun bilet maliyetlerini, havayolu şirketlerinin uçuş maliyetlerini artıracağı yönünde görüş bildirdiği beyanatında, uçaklarda COVID-19 ‘un bulaştığına dair hiçbir bilimsel çalışma olmadığını, maske kullanımının yeterli olabileceğini belirtiyor.
Yine, uçuşlara başlayan ya da başlayacağını belirten hava yolu şirketlerinden çoğu ise boş koltuk bırakmadan uçacağını açıklıyor. Örneğin, Avustralya’nın bayrak taşıyıcısı havayolu şirketi Qantas, yolcuların maske kullandıkları ve yüz yüze oturmadıkları sürece, kabin içinde virüsün bulaşıcılığının az olacağı gerekçesiyle uçuşlarına tam kapasite ile başlayacağını duyuruyor. Devamla, milli bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları’nın Haziran ayı başında başlayacağı seferlerinde, boş koltuk bırakacağına dair hiçbir açıklama internet sitesinde yer almıyor.
Bu tezat ise;
gibi soruları akla getiriyor.
Gelinen aşamada; İçişleri Bakanlığımızın otobüslerde uyguladığı ve kanımca oldukça iyi niyetli, tedbirli biçimde yorumlanacak kısıtlamaların dünyadaki kısıtlamalarla tezat oluşturduğu açıkça anlaşılıyor.
Eğer havacılık sektörü bu konuda hatalı düşünüp 200 kişiyi bir kabine dolduruyor ise Hükümetimiz derhal ülkemiz için -otobüslerde uyguladığı gibi- uçaklarda da sosyal mesafe kısıtlaması getirmeli yahut kısıtlamanın bulaşıcılık noktasında etkisi bulunmadığı doğru ise otobüslere uygulanan kısıtlamaya da belli ölçülerde son verilmelidir.
Otobüslerin, uçaklarla rekabet içinde olduğu hatlardaki en büyük kozunun bilet fiyatları olduğu da izahtan varestedir. Otobüs ile uçağa uygulanan çifte standart tümüyle bilet fiyatlarına yansımış durumda. Hiçbir kısıtlamaya tabi olmayan, aynı kabinde en az (ortalama) 160 yolcuyla uçmasına izin verileceği anlaşılan hava yollarına karşın, yalnızca 20-23 kişiyle (%50 kapasiteyle) seyahat edecek olan otobüslerin belirlediği fiyatlar, havayollarıyla rekabet etmekten oldukça uzakta.
Görsel kıyaslama tablosunda da paylaştığımız üzere; yarı dolulukla çalışan, ilave destek bulamayan otobüsün gelinen aşamada uçak bilet fiyatlarıyla yarışma şansı kalmamıştır. Normal sezonda dahi, havacılığa verilen desteklerden yararlanamayan otobüsçünün rekabet etme gücü kırılmışken, aylardır kontak kapatan, ödemelerini öteleyemeyen otobüsçünün bu şartlarda ne nispette kâr edebileceği de siz değerli okuyucularımızın takdirine bırakılmaktadır.
Otobüsçü Bakanlıktan Müjdeli Haberi Bekliyor
Geçtiğimiz günlerde, Sağlık Bakanlığı ile Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığı yetkililerinin sektör temsilcileriyle gerçekleştirdiği mobil toplantıda, HES (Hayat Eve Sığar) modülünün yanı sıra, önemli bir diğer konunun görüşüldüğünü de Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı (TOF) Sayın Mustafa YILDIRIM’ın Haber Ulaşım’a özel değerlendirmesiyle, değerli okuyucularımızla paylaşmıştık.
Sayın Mustafa YILDIRIM’ın Haber Ulaşım’a yaptığı özel değerlendirmede de belirttiğimiz üzere, uygulanmakta olan %50 doluluk oranının, 2+1 koltuk dizilimli araçlarda tek sıranın bulunduğu tarafta boş koltukların kalmasına neden olduğunu Bakanlığa ilettiklerini, bu kapsamda büyük ihtimalle, yakın zamanda 2+1 otobüslerin tek sıradaki koltuklarının tamamını satabilecekleri yeni bir düzenlemenin gerçekleştirileceği hususu konuşuluyor. İş bu düzenlemenin gecikilmeden hayata geçeceğini umuyoruz.
Uygulamada Birlik Sağlanmalıdır
Türkiye’de otobüslerde bulunan 2+1 koltuk düzeninin, dar gövdeli uçakların ekonomi kabinlerinde mevcut olan 3+3 koltuk düzenine göre çok daha mesafeli olduğu ortadadır. Ancak uçakların 3+3 oturma düzeniyle seferlerine başlamasının sorun teşkil etmediği düşünülüyor ise otobüslerde 1+1 düzeninin devam etmesi zaten rekabet koşulları çok ağır olan yatırımcının durumunu daha da güçleştirecektir.
Türkiye’de tarifeli uçuşların başlamasıyla birlikte, çok ağır koşullarda hizmet veren, yakıt dahil hiçbir destek alamayan otobüsçünün bu kez yolcusunu havayoluna kaptırma riski doğmaktadır. Gelinen noktada, kıyasladığımız bilet fiyatlarıyla da düşünülürse otobüsçünün hitap ettiği yolcuyla buluşabilmesi için, otobüsün uçakla aynı kefeye konması gerekmektedir.
Haber : Mertkan Boran YAVUZ
Havayoluna İlişkin Gelişmeler Açısından Kaynak:
https://haber.aero/havacilik/iata-ucaklarda-bos-koltuk-birakmak-salgini-onlemez/
https://haber.aero/sivil-havacilik/qantas-orta-koltugu-bos-birakmayacak/
En Çok Okunan Haberler