Gelişmiş ülkeler, bu önemli sektörü ayakta tutabilmek adına havayolu şirketlerine ciddi destekler verdi ve böylelikle onları iflastan kurtardı. Bizim ülkemizde de deyim yerindeyse havayolunun tuzu kuru… Çünkü devletin tek yönlü politikası onları zarar etmekten kurtarmak bir yana palazlanmalarına yol açtı.
Nasıl mı; otobüslere geçen yıl mayıs sonunda getirilen yüzde 50 koltuk sınırı nedeniyle, otobüs yolcularının önemli kısmı adeta havayoluna servis edildi. Bu koltuk sınırı otobüsçüyü perişan etti. Çünkü yolcu da ‘koltuk sınırı getiriliyorsa otobüsler güvenli değil’ algısına kapılarak, bizden kaçtı.
Yapılan birtakım girişimler sonucu, koltuk sınırı geçtiğimiz ay kaldırılmıştı. Hoş kalksa ne olur; otobüslerimiz zaten yüzde 30 kapasitelerle sefere çıkıyor. Ancak sınırın kalkması, bizleri sezon için sevindirmişti.
Hiç değilse sezonda tam kapasite çalışabilecektik. Derken! Tam kapanmayla birlikte sınır geri geldi.
Geçen yıl olduğu gibi yine biz otobüsçüler merak içerisindeyiz: Bu sınır yine neden sadece otobüsçüye getirildi?
Neden virüs yayılımı bu kadar yüksek iken uçaklar tam kapasite yolcu taşıyor?
Evet; mevcut tabloya baktığınızda, tam bir belirsizlik var. 2020 sezonunu kaybeden şehirlerarası otobüs sektörü 2021 sezonunu da kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya.
Yani bu konu hala tam bir bilmece! Hem de büyük bir bilmece!
Şayet karayolu yolcu taşımacılığının bu sezonu da yüzde 50 kapasite şartı ile karartılırsa önümüzdeki yıllarda sektörün geleceği açısından toparlanamayacak zararlar ortaya çıkacaktır.
Bu yüzden tam kapanmanın sona ereceği 17 Mayıs sonrası koltuk kapasitesinin yeniden kaldırılması gerekiyor.
Sektörümüzün denetleyicisi ve düzenleyicisi konumunda olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızdan talebimiz, karayolu taşımacılığı ile hava yolu taşımacılığı arasında ayrım gözetmeksizin adaletli bir şekilde uygulama yapmasıdır ve otobüsçünün son bir yılda maruz bırakıldığı haksızlığının giderilmesidir.
Aksi taktirde, Türkiye’de kendi yağıyla kavrulup çok önemli bir hizmeti yerine getiren, dolaylı ve dolaysız milyonlara ekmek yediren bu sektör, onulmaz yaralar alır. Yani aslında yarın çok geç olabilir…
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sönmez İkde; Büyük Bilmece...
Gelişmiş ülkeler, bu önemli sektörü ayakta tutabilmek adına havayolu şirketlerine ciddi destekler verdi ve böylelikle onları iflastan kurtardı. Bizim ülkemizde de deyim yerindeyse havayolunun tuzu kuru… Çünkü devletin tek yönlü politikası onları zarar etmekten kurtarmak bir yana palazlanmalarına yol açtı.
Nasıl mı; otobüslere geçen yıl mayıs sonunda getirilen yüzde 50 koltuk sınırı nedeniyle, otobüs yolcularının önemli kısmı adeta havayoluna servis edildi. Bu koltuk sınırı otobüsçüyü perişan etti. Çünkü yolcu da ‘koltuk sınırı getiriliyorsa otobüsler güvenli değil’ algısına kapılarak, bizden kaçtı.
Yapılan birtakım girişimler sonucu, koltuk sınırı geçtiğimiz ay kaldırılmıştı. Hoş kalksa ne olur; otobüslerimiz zaten yüzde 30 kapasitelerle sefere çıkıyor. Ancak sınırın kalkması, bizleri sezon için sevindirmişti.
Hiç değilse sezonda tam kapasite çalışabilecektik. Derken! Tam kapanmayla birlikte sınır geri geldi.
Geçen yıl olduğu gibi yine biz otobüsçüler merak içerisindeyiz: Bu sınır yine neden sadece otobüsçüye getirildi?
Neden virüs yayılımı bu kadar yüksek iken uçaklar tam kapasite yolcu taşıyor?
Evet; mevcut tabloya baktığınızda, tam bir belirsizlik var. 2020 sezonunu kaybeden şehirlerarası otobüs sektörü 2021 sezonunu da kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya.
Yani bu konu hala tam bir bilmece! Hem de büyük bir bilmece!
Şayet karayolu yolcu taşımacılığının bu sezonu da yüzde 50 kapasite şartı ile karartılırsa önümüzdeki yıllarda sektörün geleceği açısından toparlanamayacak zararlar ortaya çıkacaktır.
Bu yüzden tam kapanmanın sona ereceği 17 Mayıs sonrası koltuk kapasitesinin yeniden kaldırılması gerekiyor.
Sektörümüzün denetleyicisi ve düzenleyicisi konumunda olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızdan talebimiz, karayolu taşımacılığı ile hava yolu taşımacılığı arasında ayrım gözetmeksizin adaletli bir şekilde uygulama yapmasıdır ve otobüsçünün son bir yılda maruz bırakıldığı haksızlığının giderilmesidir.
Aksi taktirde, Türkiye’de kendi yağıyla kavrulup çok önemli bir hizmeti yerine getiren, dolaylı ve dolaysız milyonlara ekmek yediren bu sektör, onulmaz yaralar alır. Yani aslında yarın çok geç olabilir…
En Çok Okunan Haberler