Hava Durumu

#Seri Üretim

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Seri Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seri Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Allison Transmission, BAE Systems Hägglunds’un CV90 MkIV Araçları için 4040 MX™ Şanzımanlarını Tedarik Edecek Haber

Allison Transmission, BAE Systems Hägglunds’un CV90 MkIV Araçları için 4040 MX™ Şanzımanlarını Tedarik Edecek

Yüksek performanslı mobilite ve iş çözümlerinde küresel bir lider olan Allison Transmission Holdings, Inc. (NYSE: ALSN), BAE Systems Hägglunds ile CV90 MkIV piyade muharebe araçları için 4040 MX™ şanzımanlarını tedarik etmek üzere bir sözleşme imzaladı. Paris’te düzenlenen Eurosatory Savunma Fuarı’nda resmileştirilen 250 milyon dolarlık anlaşma, ayrıca 50 milyon dolar değerinde ek ünite opsiyonunu da içeriyor. Bu anlaşma, Allison Transmission tarihindeki tek seferde alınan en büyük paletli savunma programı sözleşmesi olarak ön plana çıkıyor. CV90 MkIV programı, Allison’ın 4040 MX şanzımanının ilk seri üretim platformu olacak. Üretim teslimatlarının 2028 yılında başlaması planlanıyor. Kendini kanıtlamış 3040 MX modelinin geliştirilmiş bir versiyonu olarak tasarlanan yeni 4040 MX çapraz tahrikli şanzıman, daha yüksek güç kapasitesi ve güncellenmiş elektronik kontrol sistemleri sunarken, mevcut 3040 MX ile aynı boyutlara sahip bulunuyor. Bu sayede aracın Scania motoruyla entegrasyonu kolaylıkla sağlanıyor. Allison, yeni çözümün göreve uygunluğunu doğrulamak amacıyla BAE Systems Hägglunds ile iki yıl boyunca kapsamlı entegrasyon testleri gerçekleştirdi. BAE Systems Hägglunds Başkanı Tommy Gustafsson-Rask, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu; “Allison’ın 4040 MX çapraz tahrikli şanzımanının CV90 MkIV’e entegrasyonu ve tercih edilmesi, artırılmış hareket kabiliyeti ve performans sunma yolunda kritik bir dönüm noktasıdır. Bu sözleşme, silahlı kuvvetlerin değişen operasyonel gereksinimlerini karşılayan dayanıklı çözümler sunma konusundaki karşılıklı kararlılığımızı gösteriyor.” Allison Transmission Savunma Programları Başkan Yardımcısı Dana Pittard ise açıklamasında şu şekilde belirtti; “Bu tarihi anlaşma, Allison’ın tahrik çözümlerinin en zorlu ortamlar ve görevlerde kanıtlanmış güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyuyor. BAE Systems Hägglunds ile iş birliği içinde, yalnızca modern muharebe araçlarının zorlu gereksinimlerini karşılayan bir tahrik sistemi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya genelindeki ulusal güvenlik girişimlerini desteklemeye yönelik ortak hazırlığımızı da gösteriyoruz.”

MAN Bir Yılda 1.300 Elektrikli Kamyon Üretti Haber

MAN Bir Yılda 1.300 Elektrikli Kamyon Üretti

Elektrikli kamyonların seri üretiminin başlamasının üzerinden bir yıl geçen MAN Truck & Bus, bu süreçte yaklaşık 1.300 ağır sınıf elektrikli kamyonun seri üretimini gerçekleştirdi. Münih tesisindeki üretimle birlikte elektrikli kamyonlar, MAN’ın seri üretim faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Elektrikli kamyonlar, aynı zamanda MAN'ın yerel emisyonsuz yük taşımacılığına yönelik dönüşümünün de temel yapı taşlarından biri hâline geldi. Karma üretimde bir yıllık deneyim Bir yıl önce tamamen yeni bir üretim yaklaşımıyla başlayan süreç, kısa sürede sağlam bir endüstriyel konsept olarak kendini kanıtladı. Münih'teki merkez fabrikada MAN TGS ve TGX kamyon modellerinin elektrikli ve dizel versiyonları, tek bir hat üzerinde tamamen entegre karma üretim sistemiyle üretiliyor. Bu esnek yapı sayesinde araçlar, tahrik sisteminden bağımsız olarak müşteri siparişlerine ve pazar ihtiyaçlarına göre üretilebiliyor. MAN'ın Münih tesisinde günlük üretim kapasitesi, tahrik sistemi fark etmeksizin yaklaşık 100 kamyon seviyesinde bulunuyor. MAN Truck & Bus Üretimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Michael Kobriger, ilk yılın değerlendirmesinde şunları söyledi: "Elektrikli ve dizel kamyonların tek bir hat üzerinde üretilmesi, seri üretimin ilk yılında başarısını kanıtladı. Bu yapı, MAN'a talep yönetimi, model çeşitliliği ve teslimat performansı açısından yüksek esneklik sağlıyor. İddialı kalite standartlarımız doğrultusunda müşterilerimizi geleceğe giden yolda desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz." Üretim sürecinde dizel kamyonlara ilk aşamada akslar, yakıt depoları ve egzoz sistemleri takılırken, elektrikli modellere ise batarya paketleri ve elektrikli güç aktarma bileşenleri monte ediliyor. Bu dönüşüm kapsamında 5.000'den fazla çalışan yüksek gerilim teknolojisi alanında özel olarak eğitildi. Münih Fabrika Müdürü Axel Karnasch ise şunları kaydetti: "Elektrikli kamyonlar ile geleneksel tahrik sistemine sahip araçların aynı hatta üretimi, Münih fabrikasının olağanüstü yetkinliklerini bir kez daha ortaya koyuyor. Hassasiyet, tutku ve mükemmeliyetçilik burada günlük çalışmalarımızın ayrılmaz temelini oluşturuyor. Her zaman kaliteyi ve bunun müşterilerimize sağladığı faydayı ön planda tutuyoruz." MAN’ın elektrikli ürün gamı genişliyor MAN, ürün portföyünün elektrifikasyonunu sürdürürken, aynı zamanda yılın ilerleyen dönemlerinde Polonya’nın Kraków kentindeki tesisinde hafif ve orta sınıf elektrikli kamyonların seri üretimine başlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda, üretim ekibi ilk eTGL ve eTGM modellerinin seri üretimi için hazırlıklarına devam ediyor. 12 tonluk MAN eTGL'nin seri üretiminin kısa süre içinde başlaması planlanırken, MAN’ın tanıtımını yaptığı yeni 16 tonluk elektrikli modeli eTGM de Kraków'da üretilecek. Böylece MAN’ın elektrikli kamyon ürün gamı, 12 ila 50 ton aralığını kapsayacak şekilde tamamlanacak. Öte yandan Nürnberg tesisi de önemli bir dönüşüm geçirdi. MAN'ın burada kendi bünyesinde batarya üretimine başlamasıyla birlikte tesis, yalnızca motor üretim merkezi olmaktan çıkarak, hem en son teknoloji dizel motorlar hem de alternatif tahrik sistemi çözümleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştü. MAN’ın elektrikli dönüşümünde ayrıca, otobüs üretim tesisleri de öncü bir rol üstleniyor. Polonya'daki Starachowice tesisi, 2020 yılında MAN Lion's City E şehir otobüsünün üretimiyle birlikte elektrikli araç üretimine geçen ilk MAN tesisi oldu. MAN Lion's Explorer E modeli ise iki yıldır Güney Afrika’daki Olifantsfontein kentinde üretiliyor. Ayrıca elektrikli şehir otobüslerinin seri üretimi yakın zamanda Ankara tesisine de taşındı. Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen ilk tamamen elektrikli şehirlerarası otobüs olan MAN Lion's Coach E’nin de gelecekte Ankara’da üretilmesi planlanıyor. İlk araçların ise bu yılın sonunda teslim edilmesi hedefleniyor. Elektrikli ‘Aslan’ yollarda Üretim hacmindeki artışa paralel olarak pazar talebi de olumlu yönde büyümeye devam ediyor. MAN elektrikli kamyonları bugün dağıtım taşımacılığından otomotiv lojistiğine, inşaat sahalarından uzun yol operasyonlarına kadar birçok farklı alanda başarıyla kullanılıyor. Bununla birlikte MAN elektrikli kamyonları, belediye hizmetleri veya itfaiye aracı olarak da yapılandırılabiliyor. Kullanım amacına bağlı olarak farklı şekillerde yapılandırılabilen MAN kamyonları, yedi batarya ve 623 kWh brüt kapasiteyle ara şarj gerektirmeden 830 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Bu başarılı performansın arkasında ise MAN'ın Nürnberg tesisinde geliştirip ürettiği batarya paketleri bulunuyor. Farklı taşımacılık ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen bu paketler, MAN’ın elektrikli araç teknolojilerindeki uzmanlığını ortaya koyuyor. MAN'ın karbonsuzlaşmasının anahtarı: Elektrifikasyon MAN'ın toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 95'i, satılan araçların kullanım aşamasında ortaya çıkıyor. Bu nedenle MAN araç portföyünün elektrifikasyonu, şirketin iklim hedeflerine ulaşması açısından kritik önem taşıyor. Münih tesisinde tamamen elektrikli eTGX ve eTGS kamyonlarının seri üretiminin başlamasıyla birlikte MAN, test aşamalarını geride bırakarak endüstriyel ölçekte üretime geçişini tamamladı. Seri üretimin ilk yılının sonunda elektrikli kamyonlar artık bir pilot proje olmaktan çıkıp, müşteriler ve pazarlar açısından giderek daha fazla önem kazanan, emisyon azaltımına doğrudan katkı sağlayan bir seri üretim ürünü haline geldi. MAN'ın sıfır emisyon stratejisinin bir diğer ayağını ise kendi taşımacılık süreçlerinin karbonsuzlaştırılması oluşturuyor. Şirket, gelen lojistik süreçlerinde elektrikli kamyon kullanımını artırmaya devam ederken, 2025 yılında lojistik ağında yılda 165 milyon kilometreye kadar hizmet verecek tamamen elektrikli kamyonların devreye alınması için gerekli ihaleleri tamamladı. Bu araçlar, yılın başından bu yana düzenli operasyonlarda kullanılmaya başlandı.

Otokar Üretimi İlk Mercedes-Benz Conecto Otobüs Banttan İndi Haber

Otokar Üretimi İlk Mercedes-Benz Conecto Otobüs Banttan İndi

Bu yıl 100. yılını kutlayan Koç Topluluğu bünyesindeki Otokar, Daimler Buses ve Mercedes-Benz Türk ile geçtiğimiz Eylül ayında imzalanan üretim anlaşması kapsamında ilk Mercedes-Benz Conecto otobüsünü tamamladı. Sakarya'daki fabrikada üretilen araç, Otokar ve Mercedes-Benz Türk çalışanlarının katıldığı bir törenle banttan indirildi. Pilot üretim sürecinin başarıyla tamamlanmasıyla birlikte seri üretim Eylül 2026'da başlayacak. Mercedes-Benz’in şehir içi otobüs modellerinden biri olan Conecto'nun Sakarya fabrikasında üretilmesi, Otokar’ın üretim kapasitesinin ve verimliliğinin artırılması açısından şirket için stratejik bir adım niteliği taşıyor. Gerçekleşen iş birliği, 60 yılı aşkın üretim deneyimiyle küresel pazarlarda güçlü bir konuma sahip olan Otokar'ın uluslararası üretim gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Daimler Buses ve Mercedes-Benz Türk ile kurulan iş ortaklığı kapsamında üretilen ilk otobüsü banttan indirmenin gururu ve memnuniyetini yaşadıklarını belirten Otokar Genel Müdürü Aykut Özüner; "Bu kıymetli iş birliğini; üretimimizi artırmak, fabrikamızın kapasitesini en verimli şekilde kullanmak ve küresel otobüs pazarındaki ağırlığımızı büyütmek açısından kritik bir adım olarak değerlendiriyoruz. 60 yıllık üretim tecrübemizi, Daimler Buses ve Mercedes-Benz Türk ile kurduğumuz bu güçlü iş birliğine taşıyoruz. Eylül 2026'da başlayacak seri üretimle birlikte global üretici kimliğimizi daha da güçlendireceğiz" dedi.

Togg, Yeni B Segmenti Ailesi İçin Stratejik Teknoloji İş Birliğine İmza Attı Haber

Togg, Yeni B Segmenti Ailesi İçin Stratejik Teknoloji İş Birliğine İmza Attı

‘Bir otomobilden fazlası’ için yola çıkan Togg, yeni B segmenti ailesi için stratejik bir anlaşmaya imza attı. Mobiliteyi akıllı cihazlar, dijital platform ve temiz enerji çözümlerinden oluşan entegre bir ekosistem olarak ele alan Togg, bu vizyon kapsamında CATL’in iştiraki CAIT ile ortak platform geliştirmek üzere iş birliği yaptı. Bu doğrultuda Togg, platformu hazır bir çözüm olarak almak yerine geliştirme sürecine aktif mühendislik katkısı sunarak kendi ürün ve kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirecek. Platform teknolojisini CAIT sunarken, kullanıcı deneyimi, ürün gereksinimleri ve dijital mimari tarafında Togg belirleyici rol üstlenecek. İş birliği, CAIT’in Bedrock Şasi teknolojisi ile Togg’un araç geliştirme kabiliyetlerini bir araya getirerek Türkiye pazarı için yeni nesil elektrikli araçların geliştirilmesini de destekleyecek. Bu kapsamda geliştirilecek üç modelin, 2027 yılı ortasından itibaren kademeli olarak Türkiye’deki kullanıcılarla buluşması hedefleniyor. “Platform geliştirme sürecinde aktif rol alıyoruz” Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, iş birliğinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Mobiliteyi yalnızca bir ürün kategorisi olarak değil, bütüncül bir teknoloji ve ekosistem meselesi olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda kurduğumuz iş birliklerini klasik tedarik ilişkilerinin ötesine taşıyarak, ortak değer üreten ve geleceği birlikte inşa eden stratejik ortaklıklara dönüştürüyoruz. Hazır bir çözüm yerine tüm geliştirme sürecinin parçası olarak kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verirken aynı zamanda ülkemizde bu ekosistemin gelişimine de katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de değer yaratan bu tür iş birlikleriyle, farklı segmentlerde yeni çözümler geliştirerek, Togg ekosistemini ve kullanıcılarımıza sunduğumuz deneyimi daha da zenginleştireceğiz” “Düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekliyoruz” CATL Yönetim Kurulu Başkanı Robin Zeng de iş birliğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu iş birliği, Bedrock Şasi’nin Çin pazarındaki seri üretim sürecinin ardından küresel ölçekte büyümesi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Aynı zamanda entegre akıllı şasi alanında referans projelerden biri olacak bu iş birliği, küresel iş ortaklarımızı güçlendirerek elektrifikasyon sürecini hızlandıracak ve gelişmekte olan yeni enerji pazarlarında düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekleyecek.” Ortak bir teknolojik altyapı ile ihtiyaca göre tasarım ve üretim Bedrock Şasi, Çin pazarında 2024 yılında seri üretime geçerek, binek araç markalarına bağımsız bir ürün olarak sunulan entegre akıllı şasinin dünyadaki ilk örneği. Batarya, elektrikli güç aktarma sistemi, termal yönetim sistemi ve şasi kontrol ünitesi gibi temel bileşenleri tek bir platformda bir araya getiren model, yerelleştirme mantığıyla küresel ölçekte uygulanmak üzere geliştirildi. Bu model; şasi teknolojisi platformunu, endüstriyel tedarik zinciri yapısını ve yerel bir otomotiv markasının operasyonel kabiliyetlerini bir araya getiriyor. Amaç, ortak bir teknolojik altyapı kullanırken araçların yerel pazar ihtiyaçlarına göre tasarlanıp üretilmesini sağlamak.

Maxion’dan Daimler Truck reECONIC Projesinde %50 CO₂ Azaltımı Haber

Maxion’dan Daimler Truck reECONIC Projesinde %50 CO₂ Azaltımı

Daimler Truck’ın reECONIC konsept aracı, Maxion Wheels’ın geliştirdiği bu yenilikçi jantlarla birlikte,4-6 Mayıs tarihlerinde Münih’te düzenlenen IFAT Munich Fuarı’nda sergilenecek. Döngüsel Malzeme ve Hafif Tasarımın Gücü reECONIC aracında kullanılan 32,5 kilogram ağırlığındaki 22,5 x 9,00 inç çelik jant, yüksek oranda geri dönüştürülmüş hurda içeren ve elektrik ark ocağı (EAF) yöntemiyle üretilmiş düşük karbon ayak izine sahip çelik kullanılarak geliştirilmiştir. Bu stratejik malzeme seçimi ve optimize edilmiş tasarım sayesinde bir jantın hammadde temininden üretim çıkışına kadar olan CO2 ayak izi132,7 kilogramdan 61,4 kilogram seviyesine düşürülürken, performans, işlevsellik ve güvenlikten ödün verilmemiştir. Mühendislikte "Akıllı Hafifletme" Dönemi Ticari araçların en ağır ve güvenlik açısından en kritik parçalarından biri olan jantlar, emisyon azaltımında kilit rol oynuyor. Maxion Wheels, bu projede Akıllı Hafifletme Tasarımı ve Döngüsel Malzeme Kullanımı olmak üzere iki temel stratejiye odaklandı. Maxion’ın özgün Hafifletme Süreci’nde; jant, performans, güvenlik ve üretim gereklilikleri korunurken geometri ve malzeme kullanımı optimize edilerek geliştirilmiştir. reECONIC jantına uygulanan bu süreç, önceki tasarımlara kıyasla 2 kilogram ağırlık azaltımı sağlayarak malzeme ihtiyacını ve toplam karbon ayak izini azaltmıştır. Çelik jant üretimindeki karbon ayak izinin yüzde 75–85’i hammaddelerden kaynaklanmaktadır. Maxion, yüksek oranda tüketici sonrası geri dönüştürülmüş hurda içeren ve EAF yöntemiyle üretilmiş düşük karbon salımlı çelik kullanarak demir cevheri madenciliğine ve enerji yoğun üretim süreçlerine olan ihtiyacı önemli ölçüde azaltmıştır. Daimler Truck, reECONIC projesini seri üretim uygulamalarına giden yol haritası olarak konumlandırıyor. Proje kapsamında doğrulanan malzemeler ve üretim süreçleri, seri üretim araçların geliştirilmesine temel oluşturacak, 2026’nın ikinci yarısından itibaren gerçek yol koşullarında kapsamlı testlere alınacak. Maxion Wheels ise bu çerçevede düşük karbon salımlı çelik jantı, yalnızca bir konsept değil, endüstriyel ölçekte üretime uygun bir bileşen olarak ortaya koyuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.