Hava Durumu

#Taşımacılık

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Taşımacılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Taşımacılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mercedes-Benz Türk, Vega Lojistik’e Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatı Gerçekleştirdi Haber

Mercedes-Benz Türk, Vega Lojistik’e Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatı Gerçekleştirdi

Mercedes-Benz Türk, lojistik sektörünün dönüşen ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği yenilikçi araçlarıyla müşterilerinin operasyonel verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye devam ediyor. Bu kapsamda araç parkının tamamı Mercedes-Benz marka araçlardan oluşan Vega Lojistik’e teslim edilen Mercedes-Benz eActros 600, şirketin uluslararası ve yurt içi taşımacılık operasyonlarında yüksek verimlilik, sürücü konforu ve güvenliği bir arada sunarken sürdürülebilir taşımacılık hedeflerine de katkı sağlayacak. Ağır ticari araç taşımacılığı ve depolama hizmetleri sunan Vega Lojistik, elektrikli araç yatırımı ve sahip olduğu Yeşil Lojistik Sertifikası ile çevreye duyarlı lojistik çözümler geliştirmeyi hedefliyor. Sunduğu ağır ticari araç taşıma hizmetleri kapsamında uzun yıllardır Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası’nda üretilen ve farklı pazarlara ihraç edilen kamyon ve çekicilerin fabrika ile liman arasındaki lojistik operasyonlarını yürüten Vega Lojistik, teslim aldığı Mercedes-Benz eActros 600’ü bu operasyonlarda da devreye alarak ağır ticari araç taşımacılığında emisyonsuz taşımacılığa geçiş yönünde önemli bir adım atıyor. Teslimat törenine Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Heiko Selzam, Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, Kamyon Ürün ve Pazar Yönetimi Grup Müdürü Serra Yeşilyurt, Kamyon Filo Satış Grup Müdürü Çağdaş Özen, Vega Lojistik CEO’su Franz Blum, Vega Lojistik CFO’su Wolfgang Werner, Operasyon ve Filo Müdürü Ramazan Karslı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk Müşaviri İlknur Dalakçı, Kalite ve Proje Müdürü Jens Burmester, Muhasebe, Finansman ve İdari İşler Müdürü Mete Yıldız ve Operasyon Müdür Yardımcısı Ahmet Bayramer katıldı. “Emisyonsuz taşımacılık yolculuğunda müşterilerimizin daima yanında yer alıyoruz” Teslimata ilişkin değerlendirmede bulunan Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, "Lojistik sektörü, operasyonel verimlilik, toplam sahip olma maliyeti ve sürücü memnuniyetinin her geçen gün daha da fazla önem kazandığı dinamik bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Mercedes-Benz Türk olarak elektrikli mobiliteye geçişi hiçbir zaman yalnızca bir araç teslimatı olarak görmüyor, müşterilerimizin operasyonlarını ve ihtiyaçlarını bütüncül şekilde değerlendirip detaylı şekilde analiz ederek elektrifikasyon yolculuklarına eşlik ediyoruz. Satış öncesinde eMobilite danışmanlığı hizmetimiz kapsamında rota yapıları, yük profilleri, operasyon yoğunluğu ve şarj senaryolarını değerlendirerek müşterilerimizin operasyonlarına en uygun çözümü belirliyor; sürücü eğitimlerinden satış sonrası hizmetlere kadar sürecin her aşamasında yanlarında yer alıyoruz. Böylece, emisyonsuz taşımacılığa geçiş sürecinde de müşterilerimizin güvenilir çözüm ortağı olmaya devam ediyoruz. Uluslararası ve yurt içi lojistik sektöründe 35 yılı aşkın deneyime sahip Vega Lojistik'e Mercedes-Benz eActros 600 teslimatı gerçekleştirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu teslimatın Vega Lojistik’le olan güçlü iş birliğimizi daha da ileriye taşıyacağına inanıyor, yeni aracın Vega Lojistik’e hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. “Sürdürülebilir taşımacılık hedeflerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz” Vega Lojistik CEO’su Franz Blum ise "Kuruluşumuzdan bu yana insanı odağımıza alarak taşımacılık ve lojistik alanında yüksek müşteri memnuniyeti sunmayı önceliklendiriyoruz. Uluslararası ve yurt içi lojistik sektöründe müşterilerimize güvenilir, verimli ve sürdürülebilir çözümler sunarken, operasyonlarımızı geleceğin ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirmeye devam ediyoruz. Filomuza kattığımız Mercedes-Benz eActros 600 ile elektrikli mobilite yatırımlarımıza yeni bir halka eklerken, operasyonel verimliliğimizi artırmayı, sürücülerimize daha yüksek konfor ve güvenlik sunmayı ve sürdürülebilir taşımacılık hedeflerimize katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Elektrikli aracın operasyonlarımıza entegrasyon sürecinde Mercedes-Benz Türk’ün satış öncesi eMobilite danışmanlığından satış sonrası hizmetlere kadar sunduğu kapsamlı desteğin önemli bir değer yarattığına inanıyoruz. Mercedes-Benz Türk ile uzun yıllardır sürdürdüğümüz iş ortaklığını bu yatırımla daha da güçlendirmekten memnuniyet duyuyor, filomuza katılan Mercedes-Benz eActros 600’ün emisyonsuz taşımacılık hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz" dedi.

Bursa’da Taşımacılık Sektörü Cezalarla Boğuşuyor: “Denetim Var, Çözüm Yok” Haber

Bursa’da Taşımacılık Sektörü Cezalarla Boğuşuyor: “Denetim Var, Çözüm Yok”

Sektör temsilcileri ise denetimlerin gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte, uygulamaların sahadaki çalışma şartları ve taşımacılığın gerçekleri dikkate alınmadan yürütüldüğünü, bunun da firmalar açısından ciddi ekonomik ve idari sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor. Özellikle Bursa’da faaliyet gösteren bazı taşımacılık firmaları, yapılan kontroller sonucunda çok sayıda tutanak ve cezai işlemle karşı karşıya kaldıklarını dile getirirken, “İğneden ipliğe her konu denetim gerekçesi haline geliyor” şeklinde tepki gösteriyor. BİR SEFERİN DAKİKASI, BİR FİRMANIN GELECEĞİNİ ETKİLEYEBİLİYOR Şehirlerarası taşımacılıkta otogar giriş-çıkış saatlerinden sefer planlamasına, takograf kayıtlarından bilet tarifelerine kadar birçok farklı mevzuat başlığı bulunuyor. Ancak sektör temsilcilerine göre, kâğıt üzerinde basit görünen bazı zamanlama ve uygulama farklılıkları sahada yüksek tutarlı yaptırımlara dönüşebiliyor. Özellikle otogar giriş ve çıkışlarında yaşanan trafik yoğunluğu, terminal içerisindeki beklemeler, yolcu işlemleri ve seferlerin karayolu üzerindeki değişken şartları dikkate alındığında, planlanan saat ile gerçekleşen saat arasındaki küçük farklılıkların dahi firmalar açısından ciddi sonuçlar doğurabildiği belirtiliyor. TAKOGRAF DENETİMLERİ DE SEKTÖRÜN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ Otobüs işletmeciliğinde sürücülerin çalışma, dinlenme ve araç kullanma süreleri takograf sistemi üzerinden takip ediliyor. Ancak sektörün itirazı, mevzuata uygunluk denetiminin yapılmasına değil; uygulamanın ölçüsüne ve sahadaki koşulların ne kadar dikkate alındığına yönelik. Firmalar, bir taraftan artan maliyetlerle, diğer taraftan personel ve kaptan sıkıntısıyla mücadele ederken, peş peşe uygulanan cezaların işletmelerin üzerindeki ekonomik yükü daha da artırdığını ifade ediyor. CEZA PUANLARI BAŞKA BİR RİSKİ BERABERİNDE GETİRİYOR Sorunun yalnızca şirketlerin ödediği para cezalarından ibaret olmadığına da dikkat çekiliyor. Denetimler sonucunda sürücüler açısından oluşan ceza puanları, zaten ciddi bir kaptan ve nitelikli sürücü sorunu yaşayan sektörde yeni bir risk oluşturuyor. Tecrübeli kaptanların çeşitli yaptırımlar nedeniyle çalışma imkanlarının etkilenmesi, firmaların mevcut personel açığını daha da ağırlaştırabilecek bir sonuç olarak değerlendiriliyor. Öte yandan firmalar açısından da art arda uygulanan yaptırımların, yetki belgeleri ve taşımacılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği bakımından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. SEKTÖRÜN BEKLENTİSİ: CEZA DEĞİL, HAKKANİYETLİ DENETİM Taşımacılık sektörünün temsilcileri, denetimlerin tamamen kaldırılmasını değil, denetimlerin adil, ölçülü ve sektörün çalışma koşullarını dikkate alan bir anlayışla yapılmasını istiyor. Özellikle Bursa’da son dönemde yoğunlaştığı ifade edilen kontrollerin ardından sektör içerisinde şu soru gündeme geliyor: Amaç taşımacılık sektöründe mevzuata uyumu sağlamak mı, yoksa uygulanan yaptırımlar üzerinden firmaları giderek daha ağır bir mali ve idari yükün altına sokmak mı? Firmalar, her bir ihlalin ayrı ayrı değerlendirilmesi, kasıt ile teknik veya operasyonel aksaklıkların birbirinden ayrılması ve itiraz süreçlerinin etkin şekilde işletilmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü bugün yüksek miktarlı cezalarla karşı karşıya kalan bir firma, yarın sefer sayısını azaltmak, personel kaybetmek veya faaliyetini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Bunun sonucunda ortaya çıkacak tablo ise yalnızca taşımacılık şirketlerini değil, otobüs kaptanından terminal çalışanına, bilet satış personelinden yolcuya kadar sektörün tamamını etkileyebilir. Sektörün beklentisi açık: Denetim olsun, ancak denetim; taşımacılığı sürdürülemez hale getiren bir ceza mekanizmasına değil, kurallara uyumu sağlayan adil ve öngörülebilir bir sisteme dönüşsün.

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak Haber

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak

OTOMOTİVE GEÇİŞİM BİR GAZETE İLANIYLA BAŞLADI 1971 yılında İstanbul’da doğdum. Doğma büyüme İstanbulluyum, aslen Erzincan Kemaliyeliyim. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunuyum. İş hayatına 1995 yılında Ülker’de bilgisayar satışı yaparak başladım. Satışçılıkla ilk ciddi temasım da burada oldu. 1995-1997 yılları arasında Ülker’de çalıştım. Ardından bir gazetede Temsa’nın bölge satış sorumlusu aradığını gördüm. O dönemde otomotiv sektörüne geçmek istiyordum; otobüslere karşı da özel bir ilgim vardı. Yolda yeni bir otobüs gördüğümde mutlaka incelerdim. Temsa’daki görüşmelere giderken yaşadığım bir anıyı hâlâ gülümseyerek hatırlıyorum. İstanbul Seyahat’in bulunduğu bölgede aracımı bırakmıştım; aşağıdan Temsa’yı görüyordum ama otogar konusunda o kadar acemiydim ki otomobille oraya nasıl gideceğimi bilemedim. Sonunda arabayı İstanbul Seyahat’te bırakıp merdivenlerden yürüyerek Temsa’ya gittim. 1997-2003 yılları arasında Temsa’da görev yaptım. 2003 yılında ise kariyerime Otokar’da devam ettim. Bölge yöneticisi olarak başladığım Otokar’daki yolculuğum; şeflik, müdürlük ve son olarak satış direktörlüğü görevleriyle devam etti. 2022 yılının Aralık ayında da emekli oldum. İLK SATTIĞIM OTOBÜSÜ HÂLÂ UNUTMADIM İlk sattığım araç hala aklımdadır. 1997 yılında, 1998 model olarak bir Prenses sattım. Balıkesir’de Hüseyin ağabey vardı; ilk aracımı ona sattım. O yıllarda model değişimleri bugünkü gibi yılbaşında gerçekleşmiyordu. Yeni model yılı, ağustos ayıyla birlikte İzmir Fuarı döneminde başlardı. Bu nedenle 1997’de 1998 model araç satışı o dönemin normal uygulamalarından biriydi. Temsa’daki yolculuğum 2003 yılına kadar devam etti. EMEKLİLİK SADECE 15 GÜN SÜRDÜ İş hayatından kopmak kolay değil. Emekli olduktan yaklaşık 15 gün sonra MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de Genel Müdür olarak yeniden göreve başladım. Ben gelmeden önce de her iki şirketin başarılı bir geçmişi vardı. MKC Otomotiv, Otokar tarafında; Enke Otomotiv ise Isuzu tarafında güçlü bayilik süreçlerine sahipti. Benim amacım var olan başarıyı devam ettirmek ve yıllar içinde edindiğim saha, satış ve yönetim tecrübesiyle bu yapıya katkı sağlamaktı. Bunu yalnızca ticari başarı olarak görmüyorum. Çalışma arkadaşlarıma tecrübelerimi aktarmaya da önem veriyorum. Burada gerçekten bir aile ortamımız var. Amir-çalışan ilişkisinden ziyade, aynı hedefe doğru birlikte hareket eden bir ekip anlayışıyla çalışıyoruz. SATIŞTA BAŞARININ SIRRI MÜŞTERİYE YAKIN OLMAK Bence satışta başarının sırrı çok basit: Müşteriye yakın olmak. Müşterinin ihtiyacını anlayabilmek ve kendinizi onun yerine koyabilmek gerekiyor. Bizim açımızdan bir araç satışı ticari bir işlem olabilir; fakat müşteri için o araç çok daha büyük bir yatırım. O parayı nasıl kazandığını, hangi şartlarda çalıştığını ve hangi zorluklarla yatırım yaptığını anlamanız gerekiyor. Kendinizi müşterinin yerine koyduğunuzda ona daha doğru çözümler sunabiliyorsunuz. Satışçılığın özünde de bu var: Müşteriye tek bir seçenek dayatmak yerine alternatif üretebilmek. Vade seçenekleri, takas imkânları ve finansman alternatifleriyle müşterinin ihtiyacına uygun çözümü bulmaya çalışıyoruz. TAKASSIZ SATIŞ NEREDEYSE YOK İkinci el tarafında gerçekten ciddi bir operasyon yürütüyoruz. Bünyemizde yaklaşık 800 araçlık bir ikinci el portföyü bulunuyor. Bunun önemli bir bölümü sıfır araç satışları sırasında aldığımız takaslardan oluşuyor. Bizim için “takassız satış” neredeyse yok. Müşteri ne getiriyorsa değerlendirmeye çalışıyoruz. Bazen bir sıfır araç karşılığında üç aracı birden takasa aldığımız dahi oluyor. Buradaki temel yaklaşım, müşterinin elindeki aracı satışın önünde engel hâline getirmemek ve mümkün olduğunca çözüm üretmek. İKİNCİ ELDE ARACI OLDUĞU GİBİ SATMIYORUZ Takasla aldığımız araçları olduğu gibi yeni müşteriye sunmuyoruz. Boya, koltuk ve mekanik aksam başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm işlemleri kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Gerekli bakımları ve yenilemeleri tamamladıktan sonra aracı daha düzgün, güven veren ve kullanıma hazır bir seviyeye getiriyoruz. Bunun da müşteri memnuniyetini ciddi ölçüde artırdığını görüyoruz. İkinci el aslında sürekli devam eden bir döngü. Bir araç satılıyor, karşılığında başka bir takas geliyor. O araç yeni bir müşteriye gidiyor, onun da başka bir takası oluşuyor. Bu zincir düşük kilometreli araçlardan daha yaşlı araçlara kadar devam ediyor. İkinci el operasyonu bu nedenle yalnızca stok yönetimi değil, sürekli hareket eden bir ticaret ve müşteri ilişkisi sistemi. 2026’YA İYİ BAŞLADIK, SONRA PAZAR TEMKİNLİLEŞTİ 2026 yılına iyi başladık. Özellikle ilk çeyrek oldukça hareketliydi. Sattığımız sıfır araçların önemli bir bölümü de ilk çeyrekte aldığımız bağlantılardan geldi ancak daha sonra bölgedeki gelişmeler, petrol fiyatlarındaki yükseliş, beklenen faiz indirimlerinin gerçekleşmemesi ve finansman maliyetlerinin yüksek kalması müşterilerin daha temkinli davranmasına neden oldu. Turizmin de beklentilerin altında kalması yatırımların ertelenmesinde etkili oldu. Biz buradan doğrudan Antalya’ya araç satmıyor olabiliriz; fakat müşterimiz o aracı Antalya’da çalıştırıyor. Antalya’daki iş iyi gitmiyorsa o müşteri yeni araç yatırımını erteliyor. Dolayısıyla ticari araç pazarı, aracın çalıştığı sektörlerin ve bölgelerin performansından da doğrudan etkileniyor. Bugün daha çok yenileme pazarına hizmet ediyoruz. MİDİBÜS PAZARI BÜYÜMÜYOR, PANELVAN TİPİ ARAÇLAR ÖNE ÇIKIYOR Midibüs pazarının büyüdüğü görüşüne çok katılmıyorum; hatta bir miktar küçülüyor. Buna karşılık panelvan tipi araçların pazarı genişliyor. Sprinter ve Crafter gibi 19-20 kişilik araçlar hem personel taşımacılığında hem transfer hem de turizm tarafında giderek daha fazla tercih ediliyor. Bu dönüşümü takasa gelen araçlarımızda da açık biçimde görüyoruz. Bir midibüs sattığımızda karşılığında çoğu zaman panelvan tipi araçlar takasa geliyor. Bu da pazarın hangi yöne hareket ettiğini sahada gösteren önemli işaretlerden biri. Bu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini düşünüyorum. 2027’DE ERTELENEN TALEBİN ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ 2026 yılında gerçekleşmeyen talebin bir bölümünün 2027’ye sarkacağını düşünüyorum. Her yıl belli bir pazar ve yatırım ihtiyacı var. O yıl gerçekleşmeyen yatırım bir sonraki yıla öteleniyor; o yıl da gerçekleşmezse sonraki döneme taşınıyor. Bir anlamda kar topu gibi biriken bir talep oluşuyor. Bence 2026’da ötelenen yatırımların önemli bir bölümü 2027’de yeniden karşımıza çıkacak. Eğer kamu yatırımları da artarsa pazarın daha iyi bir seviyeye gelebileceğini düşünüyorum ancak bunun olmazsa olmazlarından biri finansman maliyetlerinin aşağı gelmesi. FİNANSMAN MALİYETİ SATIŞIN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ KONULARDAN BİRİ Bizim müşterimiz çoğunlukla finansman ihtiyacıyla yola çıkıyor. Bu nedenle buraya geldiğimde yapmak istediğim ilk çalışmalardan biri, özellikle ikinci el araçlarda müşterinin finansmana erişimini kolaylaştırmaktı. İkinci el araçlarımız için kredi kampanyaları düzenlemeye başladık. Anlaşmalı olduğumuz bankalarla müşterilerimize daha avantajlı finansman seçenekleri sunmaya çalışıyoruz. Şu anda Kuveyt Türk ve DenizBank ile bu çalışmaları yürütüyoruz. Bugün finansman maliyeti satışın önündeki en önemli konulardan biri. Müşteriye uygun finansman alternatifi sunduğunuzda satın alma kararını da kolaylaştırabiliyorsunuz. Bu nedenle araç, takas ve finansmanı birbirinden ayrı değil, aynı çözüm paketinin parçaları olarak görüyoruz. BİREYSEL TAŞIMACILIK UZUN VADEDE AZALABİLİR Büyük filolar yatırımlarını büyüterek devam ediyor. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken kesim bireysel taşımacılar. Bunların önemli bir bölümü bizim ikinci el müşterimiz. Yıllardır bu işi yapan, bazen babasından kalan araçla mesleği sürdüren insanlar var. Hayatlarını bu işten kazanıyorlar. Bu müşteriler araçlarını mümkün olduğunca uzun süre kullanmaya çalışıyor. Eğer borçlanarak kendilerini yenileyebiliyorlarsa yeniliyorlar; bazen de daha eski bir araca geçerek faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ancak uzun vadede bireysel taşımacılığın azalacağını düşünüyorum. Şehir içi taşımacılıkta bireysel otobüsçülük nasıl azaldıysa, bizim sektörde de benzer bir dönüşüm yaşanabilir çünkü işi yapmak giderek zorlaşıyor; araçlar pahalı, yatırımlar büyüyor ve bireysel yatırımcının bu yükü taşıma gücü azalıyor. SIFIR İLE İKİNCİ EL ARASINDAKİ MAKAS ARAÇ YENİLEMEYİ ZORLAŞTIRIYOR Eskiden ikinci el araçların değer kaybı daha öngörülebilirdi. Bir yaşındaki araç belirli bir oranda değer kaybeder, sonraki yıllarda bu düşüş belli bir düzen içinde devam ederdi. Bugün ise sıfır araç fiyatları ile ikinci el araç fiyatları arasındaki makas ciddi biçimde açılmış durumda. Eskiden iki-üç yaşındaki bir aracı verip üzerine belirli bir fark koyarak sıfır araca geçmek mümkünken, bugün müşterinin karşılaması gereken fark çok daha yüksek. Bu durum araç yenilemeyi zorlaştırıyor. Dolayısıyla sektörün önündeki önemli başlıklardan biri; sıfır araç fiyatları, ikinci el değerleri ve finansman maliyetleri arasındaki dengenin yeniden kurulması. İŞİN TEMELİNDE İNSAN VAR, Yıllardır otomotiv ve satış sektörünün içinde olan biri olarak başarının temelinde insan olduğuna inanıyorum. Müşteriyi anlamak, onun yerine kendinizi koyabilmek ve ihtiyacına uygun çözümü sunmak gerekiyor. Ürün elbette önemli; fakat güven, insan ilişkileri ve müşteriye yakın olmak en az ürün kadar belirleyici. Doğru çözüm sunduğunuz ve satış sonrasında da müşterinin yanında olduğunuzda uzun yıllara yayılan bir iş ilişkisi oluşuyor. Biz de bugün MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de bu anlayışla çalışıyor; yalnızca araç satmayı değil, takastan finansmana kadar çözüm üreten ve uzun vadeli güven sağlayan bir yapı olmayı hedefliyoruz.

Şehrimizin Güvenilir ve Kurumsal Firma Açığını Kâmil Koç ile Kapattık Haber

Şehrimizin Güvenilir ve Kurumsal Firma Açığını Kâmil Koç ile Kapattık

SEKTÖRÜ HEM KAMYON KASASINDAN HEM DE OTOBÜS DİREKSİYONUNDAN TANIYORUM 1971 yılında Adıyaman'ın Gerger ilçesinde doğdum. Evliyim, iki çocuk babasıyım. Taşımacılık aslında doğumumla birlikte hayatıma girdi. Rahmetli babam o yıllardan itibaren taşımacılık yapıyordu; kamyonlarımız vardı, yük taşıyorduk. Bu sektör benim için bir aile mirası. 1980'li yıllarda Mercedes-Benz 302'lerle birlikte bireysel otobüsçülüğe adım attık. 1994'te otobüs sektörüne resmen girdim; Otuz yıldır bu işin içindeyim. Sektörü hem kamyon kasasından hem de otobüs direksiyonundan tecrübe ettim, tanıdım. KÂMİL KOÇ İLE DEPREM SONRASINDA ADIYAMAN'A YENİ BİR SOLUK GETİRDİK 2023 deprem felaketi Adıyaman'ı derinden sarstı. Şehir büyük bir yıkım yaşadı; toplumsal ve ekonomik açıdan ağır bir dönemden geçtik. O süreçte "Adıyaman'ın adına bir yenilik getirelim" dedik. Kâmil Koç ile bir diyalog başladı. Oturduk, konuştuk; şartlar her iki taraf için de uygun hâle geldi. 1 Ağustos 2025 itibarıyla Kâmil Koç'un Adıyaman ve ilçelerindeki işletmeciliğini üstlendim. Adıyaman'da dört yerel firma faaliyet gösteriyor ama şehrin, özellikle üniversite öğrencilerinin, kurumsal ve güvenilir bir markaya ihtiyacı vardı. Kâmil Koç'un Türkiye genelindeki kurumsal kimliği herkesçe bilindiğinden, marka burada hemen karşılık buldu ve ciddi bir talep oluştu. Bir şehrin yeniden ayağa kalkma sürecine böyle bir markayla katkı sunmak, bu işi yapmanın ötesinde bir anlam taşıyor. EKİBİMİZİN HER BİR ÜYESİ ÜZERİNDEKİ SORUMLULUĞUN FARKINDA VE ÖZVERİ İLE ÇALIŞIYOR Şu an tamamen öz malımızla Kâmil Koç bünyesinde çalışıyoruz. 10 aracımızla Didim, Aydın, Konya, Kastamonu, İstanbul ve Mardin hatlarında günlük 5 seferimiz var. Başka illerden gelen ve Adıyaman'dan geçen hatlar da ekibimizin operasyonuna dahil. Araçlarda ortalama 40 personelimiz görev yapıyor. Adıyaman merkez, Kahta ve Gölbaşı yazıhanelerimizde de 15 kişilik bir kadro var. Toplamda 55 kişilik bir ekip ile hizmet veriyoruz. Bu ekibin her üyesi, Adıyaman'da Kâmil Koç bayrağını taşımanın sorumluluğunu içselleştirmiş durumda. KÂMİL KOÇ, DEĞİŞEN KOŞULLARA RAĞMEN 100 YILI AŞKIN SÜREDİR AYAKTA Otuz yıldır bu sektörün içindeyim. Yönetimler değişti, koşullar değişti ama Kâmil Koç bu topraklarda karayolu taşımacılığını yüz yılı aşkın süredir sürdüren kurumsal yapısıyla hep ayakta kaldı. Artık yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın markasından söz ediyoruz. FlixBus iş birliğiyle küresel ölçekte kendini kanıtlamış, taşımacılıkta büyük bir global oyuncu hâline geldi. Bu büyüklüğün bir parçası olmak gerçekten farklı bir his. KÂMİL KOÇ’UN DİJİTAL ALTYAPISI, YEREL FİRMALARIN SUNAMAYACAĞI BİR HIZ VE ŞEFFAFLIK SAĞLIYOR Artık her şey dijital ortama bağlandı: operasyon merkezi, host birimi, teknik birimler, müşteri ilişkileri... Adana bölgemize bağlıyız; operasyonlarımızın büyük bölümü oradan yönetiliyor. Bu dijital altyapı, yerel bir firmanın asla sunamayacağı bir hız ve şeffaflık sağlıyor. Kâmil Koç'ta kalite ve güvenlik her şeyin önünde. Kamil Koç’un “Türkiye’nin Yol Arkadaşı” olma vizyonu doğrultusunda güvenlik ve tabi ki kalite en üst öncelik olarak belirlenmiş ve bu anlayış sahaya eksiksiz yansıyor. Kamil Koç’ta konu yol arkadaşlarına sunulan kaliteli hizmet ve onların güvenliği olduğunda azami dikkattin istisnası yoktur. İşte Kamil Koç gibi 100 yıldır yollarda olan bir şirketin anlayışı tam olarak burada rakiplerinden ayrılır. Kurumsal firma ile yerel firmalar arasındaki fark, işte burada bahsettiğimiz taviz verilemeyen disiplindir. BURADA EN ÜSTTEN EN ALT KADAMEYE KADAR HERKESİN HERKESE KAPISI AÇIK Kâmil Koç'u bu kadar benimsememin nedenlerinden biri de yöneticilerle kurulan iletişimin kalitesi. Genel Müdürümüzden Almanya'daki birimlere kadar, birlikte çalışmaya başladığımızdan beri isteyip de ulaşamadığımız, derdimizi anlatamadığımız tek bir kapı olmadı. En üst düzeydeki isimlerle de sahadaki ekiplerle de iletişimimiz her zaman açık ve sıcak kaldı. Bu erişilebilirlik, büyük bir kurumsal yapıda çok nadir görülen bir nitelik. ÖDEME SİSTEMİNDE BİR GÜN BİLE AKSAKLIK YAŞAMADIK Kâmil Koç'ta iki farklı ödeme modeli var: aylık ödeme ve ertesi gün ödeme. Maliyetlerimiz yüksek olduğu ve araç sayımız fazla olduğu için biz ertesi gün ödeme modelini tercih ediyoruz. Yaklaşık bir yıldır bu şekilde çalışıyoruz. Bu bir yıl boyunca tek bir gün gecikme yaşamadık. Bir önceki günün hesabı, ertesi gün direkt hesabımıza yatıyor. Üstelik beş günlük bayram tatili öncesinde avans bile gönderdiler.Sıkıntı yaşamamız için önceden hareket ettiler. Bu öngörü ve güven, Kâmil Koç ile çalışmanın en somut karşılığı.

Prometeon, IAA Transportation’da Yer Aldı Haber

Prometeon, IAA Transportation’da Yer Aldı

SuperFleet; Prometeon’un premium lastiklerini, hizmetlerini, servis ağını ve dijital çözümleri tek bir ekosistemde bir araya getiriyor. Bu bütünleşik yapı, taşımacılık şirketlerinin operasyonel verimliliğini artırmayı, toplam sahip olma maliyetlerini düşürmeyi ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeyi amaçlıyor. Fuarda ayrıca Prometeon’un iş ortağı olan ZF Group’un akıllı filo yönetimine yönelik dijital platformu ZF SCALAR da tanıtıldı. Ağır ticari araç filolarına yönelik geliştirilen platform, araçlardan operasyonel süreçlere kadar farklı kaynaklardan gelen verileri tek bir yapıda buluşturarak filo yönetiminin daha etkin ve güvenli şekilde yürütülmesine katkı sağlıyor. ZF SCALAR ile gerçekleştirilen iş birliği, Prometeon’un farklı teknoloji ve uzmanlıkları kendi çözümleriyle buluşturarak müşterilerine daha fazla değer sunma yaklaşımının da bir örneğini oluşturuyor. İş birliği, farklı çözümlerin birbiriyle entegre çalışabildiği açık bir ekosistem oluşturma vizyonunu desteklerken, filo operatörlerinin giderek çeşitlenen ihtiyaçlarına daha kapsamlı çözümler sunulmasına olanak sağlıyor. Prometeon Tyre Group Geniş Avrupa Bölge CEO’su Gökçe Şenocak, şöyle konuştu: “IAA Transportation, Prometeon’un yalnızca bir lastik üreticisi değil, filoların global çözüm ortağı olduğunu ortaya koymak açısından önemli bir buluşma noktası. SuperFleet ile ürün, hizmet, uzmanlık ve dijital çözümleri bir araya getiren kapsamlı bir ekosistem sunuyor; müşterilerimizin operasyonel verimliliklerini artırmalarına ve toplam sahip olma maliyetlerini düşürmelerine destek oluyoruz. ZF gibi güçlü bir teknoloji şirketiyle gerçekleştirdiğimiz iş birliği de bu yaklaşımımızın önemli bir örneği. Farklı ancak birbirini tamamlayan uzmanlıkları bir araya getirmenin, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha kapsamlı çözümler geliştirmemize ve onlar için daha fazla değer yaratmamıza imkân verdiğine inanıyoruz.” ZF Aftermarket Dijital Çözümler İş Birimi Başkanı Benoit Dessart ise şunları söyledi: “Günümüz filolarının açık, akıllı ve bağlantılı çözümlere ihtiyacı var. Prometeon iş birliğimiz, filo operatörlerininveriye dayalı karar alma süreçlerini destekleme konusundaki ortak yaklaşımımızdan doğdu. Uzmanlıklarımızı bir araya getirerek filoların verimliliğine ve operasyonel sürekliliğine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu yaklaşımın yarattığı değeri IAA Transportation’da beraberce ortaya koymaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” Standın özel konuğu ise iki kez Dakar şampiyonu olan, Team MM Technology pilotu ve Prometeon marka elçisi Martin Macík Jr. idi. Dünyanın en zorlu yarışlarında uzun yıllardır mücadele eden Macík, Prometeon lastiklerini en ekstrem koşullarda kullanıyor. Yarışlarda edindiği deneyimleri ve geri bildirimlerini Prometeon ekipleriyle düzenli olarak paylaşarak lastiklerin geliştirilmesine katkıda bulunan Macík, şirketin inovasyon çalışmalarına da doğrudan destek veriyor. Fuarda SuperFleet paketinin yanı sıra, bölgesel ve uzun mesafe taşımacılıktan yolcu taşımacılığına kadar farklı kullanım alanlarının ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen Prometeon Serie 02 ürün gamı da tanıtıldı. Prometeon uzmanlarının gerçekleştirdiği bilgilendirmeler ve uygulamalı gösterimlerde; yüksek performanslı lastikler, uzman hizmetler, dijital teknolojiler ve yetkin servis ağının bir araya gelmesiyle filolara sağlanan avantajlar aktarıldı. SuperFleet’in giderek daha açık ve bağlantılı bir ekosisteme dönüşen yapısı ile filo ve taşımacılık operatörlerine sunduğu çözümler de fuarda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

BMC , 560 Beygirlik Yeni Pro L 1856’nın Lansmanını IAA Transportation 2026’da Gerçekleştirdi Haber

BMC , 560 Beygirlik Yeni Pro L 1856’nın Lansmanını IAA Transportation 2026’da Gerçekleştirdi

BMC PRO L AİLESİNİN YENİ GÜCÜ: PRO L 1856 BMC, uluslararası uzun yol taşımacılığına yönelik geliştirdiği PRO L ailesinin 560 beygir gücündeki yeni üyesi PRO L 1856’yı, IAA Transportation 2026 kapsamında ilk kez sektör profesyonelleriyle buluşturdu. PRO L 1852’nin sunduğu performans, sürüş konforu ve dayanıklılık özelliklerini daha yüksek motor gücüyle bir araya getiren PRO L 1856; Euro VI-E emisyon standardındaki Cummins X13DT motoruyla 1.800 d/d’de 560 PS (412 kW) güç üretiyor. Araçta, Intarder ile desteklenen ZF 12 TX 2621 TD otomatikleştirilmiş şanzıman yer alıyor. Yüksek tavanlı ve çift yataklı kabiniyle uzun yolculuklarda sürücü konforunu üst seviyeye taşıyan PRO L 1856; 10,4 inç dokunmatik multimedya ekranı ve yüksekliği ile erişim mesafesi ayarlanabilen elektrohidrolik direksiyon sistemiyle modern bir sürüş deneyimi sunuyor. 800 ve 400 litrelik alüminyum yakıt tanklarıyla toplam 1.200 litre yakıt kapasitesine sahip olan araç, uluslararası taşımacılık operasyonlarının ihtiyaçlarına cevap veriyor. Kör Nokta Bilgi Sistemi ve Hareket Algılama Sistemi (BSIS/MOIS) ise çevresel farkındalığı artırarak sürüş güvenliğini destekliyor. BMC PRO L 1856, fuar boyunca BMC standında ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. ŞEHİR İÇİ ULAŞIMA ELEKTRİKLİ VE DİZEL ÇÖZÜMLER BMC, IAA Transportation 2026’da şehir içi toplu taşımaya yönelik geliştirdiği PROCITY+ 12M EV ve PROCITY 18M Dizel otobüslerini de sergiliyor. Tam elektrikli yapısıyla sürdürülebilir şehir içi ulaşımın ihtiyaçlarına cevap veren PROCITY+ 12M EV; çevreci teknolojisi, yolcu konforu ve modern tasarımıyla öne çıkıyor. Yüksek yolcu kapasitesiyle yoğun şehir içi hatlara yönelik geliştirilen PROCITY 18M Dizel ise performans, dayanıklılık ve işletme verimliliğini bir arada sunuyor. PROCITY, NEOCITY ve NEOPORT şehir içi otobüs ailesiyle geniş bir ürün gamına sahip olan BMC, Azerbaycan, Gürcistan, Sırbistan, İtalya, Bulgaristan, Çekya, Litvanya, Estonya ve Kuzey Makedonya başta olmak üzere birçok ülkeye gerçekleştirdiği çevre dostu CNG otobüs ihracatıyla Türkiye’de bu alanda lider konumda bulunuyor. Başta Türkiye ve Avrupa ülkeleri olmak üzere geniş bir coğrafyada faaliyetlerini sürdüren BMC, dizel otobüs segmentinde de büyümeye devam ediyor. Polonya, İspanya, Portekiz, Almanya, Hırvatistan ve Danimarka gibi ülkelerde bayi ve servis ağını genişleterek uluslararası pazardaki konumunu güçlendiriyor. Avrupa’nın sayılı apron otobüs üreticilerinden biri olan BMC, Türkiye’nin ilk ve tek yerli apron otobüsü NEOPORT ile yurt içinde önemli projelere imza atarken; Kazakistan, Irak ve Suudi Arabistan gibi ülkelere gerçekleştirdiği ihracatlarla küresel pazarlardaki varlığını artırıyor. BMC; ticari araç alanındaki mühendislik kabiliyetini, yenilikçi ürün yaklaşımını ve farklı pazarlara yönelik geliştirdiği çözümleri 15–20 Eylül 2026 tarihleri arasında IAA Transportation’da Salon 21’de bulunan C21 numaralı standında sektör temsilcileriyle buluşturuyor. SERGİLENEN ARAÇLAR HAKKINDA PRO L 1856 (4x2) – ÇEKİCİ BMC’nin bugüne kadarki en güçlü motoruna, en konforlu sürüş deneyimine ve en geniş iç hacimli kabinine sahip yeni BMC PRO L 1856 4x2 Çekici, uzun yol taşımacılığına yeni bir soluk getiriyor. 12,9 litrelik motoruyla 560 beygir güç ve 2500 Nm tork üreten araç, zorlu yol koşullarında dahi üstün çekiş performansı sunarak uzun mesafelerde maksimum verimlilik sağlıyor. Dayanıklı şasi yapısı, gelişmiş havalı süspansiyon sistemi ve modern kabin ergonomisiyle uzun süreli sürüşlerde konfor ve güvenliği bir araya getiriyor. BMC’nin bugüne kadarki en geniş, en yüksek ve en büyük iç hacme sahip kabin tasarımıyla sürücülere ferah bir çalışma alanı sunan BMC PRO L 1856; elektronik fren, stabilite ve yokuş kalkış sistemleriyle donatılmış yapısı sayesinde güvenli bir sürüş imkanı sağlıyor. Yüksek teknolojiye sahip multimedya ekranı, akıllı sürücü destek sistemleri ve gelişmiş donanım seçenekleriyle üst düzey bir sürüş deneyimi sunan araç; yakıt verimliliği ve rekabetçi toplam sahip olma maliyetiyle de öne çıkıyor. BMC PROCITY+ 12M ELEKTRİKLİ PROCITY+ 12M EV, ileri teknoloji batarya ve şarj sistemleriyle donatılmıştır. CC2 tipi şarj soketi ve pantograf sistemiyle tam uyumlu olan araç, hızlı ve pratik şarj imkanı sunmaktadır. Standart DC şarj ile batarya seviyesi %20’den %80’e 2-2,5 saat içerisinde ulaşırken, hızlı şarj yöntemiyle bu süre yaklaşık 1 saate kadar düşmektedir. LFP ve NMC batarya teknolojileriyle geliştirilen 362 kWh ile 528,1 kWh kapasite aralığında sunulan farklı batarya seçenekleri, şehir içi kullanıma uygun olarak 300-450 km arasında menzil sağlayarak operasyonel verimliliği üst seviyeye taşımaktadır. Elektrikli çekiş sistemi, sıfır emisyonlu yapısı ve zengin donanım özellikleriyle PROCITY+ 12M EV, şehir içi ulaşımda yeni nesil ve sürdürülebilir bir çözüm olarak konumlanmaktadır. BMC PROCITY 18 METRE DİZEL PROCITY 18M Dizel, çağdaş ve yenilikçi tasarımıyla dikkat çekerken tam alçak taban yapısı sayesinde yolcu iniş-binişlerinde maksimum erişilebilirlik sağlıyor. Geniş ve fonksiyonel iç yerleşimiyle yolcu konforunu üst seviyeye taşıyan araç, Euro 6 standartlarına uygun motoru ile düşük emisyon ve yüksek verimliliği bir arada sunuyor. 39 oturan ve 124 ayakta yolcu kapasitesiyle yüksek yoğunluklu hatlarda etkin bir çözüm sunan araç, şehir içi ulaşımda güvenilir ve sürdürülebilir bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Volvo Trucks’ın Elektrikli Kamyonları “2027 Uluslararası Yılın Kamyonu” (IToY) Ödülünü Kazandı Haber

Volvo Trucks’ın Elektrikli Kamyonları “2027 Uluslararası Yılın Kamyonu” (IToY) Ödülünü Kazandı

Volvo Trucks’ın tek şarjla 700 kilometreye kadar menzil* sunabilen ağır hizmet tipi elektrikli kamyon serisi, “2027 Uluslararası Yılın Kamyonu” seçildi. Bu ürün gamında Volvo FH Electric, FM Electric, FMX Electric ve FH Aero Electric modelleri yer alıyor. Yeni elektrikli kamyon serisi; önceki modellere kıyasla daha uzun menzil, daha yüksek taşıma kapasitesi ve daha kısa şarj süreleri sunuyor. Kamyon serisi; zorlu bölgesel ve uzun yol taşımacılığı, şehir içi dağıtım, inşaat ve belediye hizmetleri gibi farklı operasyonlara uygun olarak tasarlandı. Uluslararası Yılın Kamyonu Jürileri, Volvo Truck’ın elektrikli ürün portföyünün tek bir araç veya uygulamanın ötesine taşınmasını övgüyle değerlendirdi. Özellikle daha uzun menzil, farklı kabin ve şasi konfigürasyonları ile çeşitli çözüm alternatiflerinin bir araya getirilerek çok farklı taşımacılık ihtiyaçlarına uyarlanabilmesini ön plana çıkardı. Uluslararası Yılın Kamyonu Jüri Başkanı Florian Engel; “Ödül kazanan Volvo Trucks ürün gamı, markanın batarya elektrikli ağır hizmet tipi taşımacılık çözümlerinde önemli bir evrimi temsil ediyor. Şirket, yeni elektrikli serisiyle batarya elektrikli ağır taşımacılığın tekil uygulamalardan kapsamlı bir taşımacılık çözümüne ne kadar hızlı dönüştüğünü gösteriyor” dedi. Ödül, Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen IAA Transportation 2026 fuarındaki törende, Volvo Trucks Başkanı Roger Alm’a takdim edildi. Volvo Trucks Başkanı Roger Alm; “Elektrikli çözümlerimizle bir kez daha takdir görmekten büyük gurur duyuyorum. Yeni elektrikli kamyonlarımıza yönelik talep son derece güçlü ve sipariş defterimiz neredeyse dolmuş durumda. Bu ödül, Volvo Trucks’ın elektromobilite alanında güvenilir bir sektör lideri olduğunu kanıtlıyor. Yeni ürün gamımız sayesinde çok daha fazla işletme, egzoz emisyonu üretmeyen taşımacılık çözümlerini tercih ediyor” dedi. Elektrikli kamyonlar günlük operasyonların bir parçası 2019 yılından bu yana dünya genelinde 7.000 adet elektrikli Volvo Trucks, toplam 500 milyon kilometre yol kat etti. Günümüzde 50’den fazla ülkede yaklaşık 2.000 müşteri, elektrikli Volvo kamyonlarını günlük operasyonlarında kullanıyor. Kapsamlı elektrikli kamyon programı Volvo Trucks, farklı taşımacılık ihtiyaçlarına cevap verebilen toplam 8 elektrikli kamyon modelinden oluşan geniş bir ürün gamına sahip. Şirket, 7 yıllık elektrifikasyon süreci boyunca elektrikli kamyonların enerji kullanımının optimize edilmesi, şarj çözümleri ve servis hizmetleri konularında önemli bir uzmanlık geliştirdi. Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü hakkında International Truck of the Year organizasyonu 1977 yılında kuruldu ve Avrupa’nın önde gelen ticari araç yayınlarını temsil eden 24 ticari araç gazetecisinden oluşuyor. Her yıl verilen ödül, son 12 ay içinde pazara sunulan ve karayolu taşımacılığının verimliliğine en önemli katkıyı sağlayan kamyona veriliyor. Değerlendirmede teknolojik yenilik, sürüş konforu, güvenlik, sürüş özellikleri, enerji verimliliği, çevresel etki ve toplam sahip olma maliyeti (TCO) gibi kriterler dikkate alınıyor. Volvo Trucks’ın kazandığı “Uluslararası Yılın Kamyonu” Ödülleri 1979: Volvo F7 1984: Volvo F10 1986: Volvo FL Serisi 1994: Volvo FH Serisi 2000: Volvo FH Serisi 2014: Volvo FH 2024: Volvo FH Electric 2027: Volvo Elektrikli Kamyon Serisi

Scania IAA'da "İdeal Ortağınızla Tanıştırıyor" Haber

Scania IAA'da "İdeal Ortağınızla Tanıştırıyor"

Yeni Scania Dynamic: Geleceğin Teknolojileri Sahneye Çıkıyor Scania, fuarın basın gününde iki stratejik ürün lansmanı gerçekleştirdi. Yeni Scania DynamicSUPER A4x2NB 430R ve Yeni Scania Dynamic BEV A6x2NB 44 R modelleri, markanın hem içten yanmalı motor hem de elektrikli araç teknolojisindeki gücünü gözler önüne sererken fuarın en dikkat çeken yenilikleri arasında yer aldı. SUPER A4x2NB 430 R ise Scania'nın bugüne kadar ürettiği en gelişmiş, en verimli içten yanmalı motor ve güç aktarma sistemini barındıran Superserisinin en yeni temsilcisi. Scania Dynamic'in en önemli müşteri avantajlarından biri, araç özelliklerine ve işletimine bağlı olarak toplam yakıt tüketiminin yaklaşık yüzde 2 oranında azaltılmasıyla elde edilen enerji verimliliği. Hava direncini azaltan dış tasarım güncellemeleri sayesinde iyileştirme sağlanmış; bunlar arasında dijital dikiz aynaları, aerodinamik tasarıma sahip yan etek ve yan rüzgarlıklar, yeni ön yüz tasarımı, yeniden tasarlanmış bütünleşik yapıdaki A sütunları ve yeni düz tasarıma sahip kapı kolları yer almakta. Tam elektrikli çekici BEV A6x2NB 44 R, Scania'nınelektrikli mobilite konusundaki kararlılığını ve teknolojik yetkinliğini temsil ediyor. Maksimum verimlilik ve sürdürülebilirlik hedefiyle geliştirilen bu model, özellikle bölgesel dağıtım operasyonları için ideal bir çözüm sunarken, Scania'nın çoklu enerji yol haritasında elektrikli araçların geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Scania, IAA Transportation 2026'da araç teknolojilerinin yanı sıra sürücü deneyimini geliştiren dijital çözümlerini de sergiliyor. Gelişmiş güvenlik sitemleri ile sürücülere günlük operasyonlarda destek vererek daha güvenli ve kontrollü sürüş sağlıyor. “Geleceğin Temellerini Atıyoruz” Scania'nın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Christian Levin, "Scania olarak 135 yılımızı taşımacılığı daha iyi hale getirmeye adadık; çünkü bunun daha iyi bir dünya yarattığına inanıyoruz. Bugün ticari taşımacılığı hem geliştiren hem de dönüştüren iki yeni dönüm noktasını sunmaktan gurur duyuyoruz. Yeni Scania Dynamic ile sürücü kabinindeki konforu, güvenliği ve aerodinamiği üst seviyeye taşırken; kabin arkası bataryaçözümlerimizle elektrikli mobilitede menzili 720 kilometreye kadar çıkarıyoruz. Amacımız, müşteri değerini sürekli artırarak sürdürülebilir taşımacılık sistemlerine geçişe öncülük etmektir," dedi. 'Türkiye İçin Stratejik Bir Adım' Scania Türkiye Pazarlama Müdürü Ozan Akbal ise yeni modellerin Türkiye pazarı için stratejik önemine dikkat çekti. Akbal, "IAA'da tanıttığımız Scania Dynamic modelleri, Scania'nın çoklu enerji yol haritasının en somut göstergeleri. SUPER A4x2NB 430 R ile içten yanmalı motor teknolojisinde ulaştığımız verimlilik seviyesini, BEV A6x2NB 44 R ile elektrikli mobilitede geldiğimiz noktayı sergiliyoruz.” dedi. Geniş Ürün Yelpazesi Scania, IAA Fuarı'ndaki kapalı alanda ziyaretçilerini geniş bir ürün yelpazesiyle karşılıyor. BEV B6x2*4NB 30 L tam elektrikli çöp toplama aracı, şehir içi atık yönetiminde sıfır emisyonlu çözüm sunarken, BEV A4x2EB 33 S ekstra düşük şasili çekici, elektrikli uzun yol taşımacılığında verimliliği temsil ediyor. V8 8x6/4HA 770 S, Scania'nın ikonik V8 motorunun en güçlü versiyonlarından biri olarak ağır yük taşımacılığında sınırları zorluyor. Açık alan sergisinde ise Scania'nın farklı motorseçenekleri ve özel konfigürasyonlara sahip modelleri öne çıkıyor. BEV B6x2*4LB 30 P vinç kamyonu, elektrikli mobiliteyi inşaat sektörüyle buluşturuyor. BEV B6x2NB 40 R SDG modeli, elektrikli araçların farklı üstyapı uygulamalarına uyumunu gösteriyor. GAS A4x2NA S 460, doğal gaz teknolojisiyle düşük emisyonlu ve ekonomik bir alternatif sunuyor. SUPER B6x2/4NA 390 G vinçli yükleyici, Super teknolojisinin atık yönetimi ve inşaat segmentindeki gücünü sergiliyor. V8 A6x2*4NB 770 S NEW LongLine, yeni uzun kabin seçeneğiyle konfor ve gücü bir araya getiriyor. Showtruck V8 999 PS Red Pearl, 999 beygirlik V8 gücüyle Scania'nın mühendislik yetkinliğinin gösteri aracı olarak fuara damgasını vuruyor. Irizar i6 HD otobüs ise Scania'nın yolcu taşımacılığındaki çözüm ortaklığını temsil ediyor. Scania, IAA Transportation 2026'da sergilediği geniş ürün gamı, yenilikçi teknolojileri ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla, ulaştırma sektörünün geleceğine yön veren çözümler sunmaya devam ediyor. "İdeal Ortağınızla Tanıştırıyor" mottosuyla ziyaretçilerini ağırlayan Scania, elektrikli mobiliteden ileri içten yanmalı motor teknolojilerine ve dijital hizmetlere kadar geniş ekosistemiyle sektöre yön veriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.