1984 yılında Ardahan’da doğan ve çocuk yaşlardan itibaren aile mesleği olan otobüsçülüğün içinde yetişen Can Ardahan Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Emre Daşdemir, bugün yedi araçlık filosu ve 100’ü aşkın çalışanıyla bölgesinde güçlü bir yapı yönetiyor. Daşdemir’e göre bugün sektörün en büyük ihtiyacı, firma sahiplerinin rekabeti bir kenara bırakıp ortak akıl etrafında aynı masaya oturabilmesi. Keyifli okumalar!
Haber Giriş Tarihi: 28.10.2026 09:55
Haber Güncellenme Tarihi: 28.10.2026 10:00
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.haberulasim.com/
OTOBÜSÇÜLÜK BİZİM İÇİN BABA MESLEĞİ
1984 yılında Ardahan’da doğdum. Çocuk yaştan itibaren baba mesleğimiz olan otobüsçülüğün içinde büyüdüm. Biz bu işe sonradan girmiş insanlar değiliz; tabiri caizse çekirdekten yetişmiş otobüsçüleriz. Babamların şehirlerarası otobüsçülük serüveni 1989 yılında başladı. O yıllarda sektörde daha farklı bir saygı, dayanışma ve meslek sevgisi vardı. Biz de bu ortamın böyle devam edeceğini düşünüyorduk. Fakat özellikle 2000’li yıllardan sonra sektörün yapısı ciddi biçimde değişti. Bugün o yolculuk Can Ardahan Turizm adı altında devam ediyor.
YEDİ ARAÇLIK FİLODA YENİDEN 2+2’Yİ TEST EDİYORUZ
Bugün Can Ardahan yalnızca yedi araçtan ibaret bir yapı değil. 100’ün üzerinde çalışanımız bulunuyor. Sürücüsünden yazıhane personeline, operasyonundan hizmet tarafına kadar geniş bir aileden söz ediyoruz. Bu da aslında şehirlerarası taşımacılığın yalnızca araç işletmek olmadığını gösteriyor. Bir firmanın arkasında ciddi bir istihdam ve ekonomik hareketlilik bulunuyor. Bu nedenle sektörde yaşanan her maliyet artışı yalnızca firma sahibini değil, bu yapının tamamını etkiliyor.
Şu anda yedi araçla çalışıyoruz. Ardahan’a 2+1 koltuk düzenini ilk taşıyan firmalardan biri olduk ancak bugün maliyetler çok ciddi şekilde arttı. Bu artışı yalnızca akaryakıtla açıklamak mümkün değil; yedek parça, sigorta, bakım, cezalar ve işletmenin diğer tüm giderlerinde önemli yükselişler var. Bu nedenle yeniden 2+2 koltuk düzenini gündemimize aldık. Şu anda iki aracımız 2+2, diğer araçlarımız 2+1 olarak çalışıyor. Eğer buradan beklediğimiz verimi alırsak filonun tamamında 2+2’ye dönüşü değerlendirebiliriz.
12 METRELİK MARATON’DA YAKIT AVANTAJINI GÖRDÜK
2+2’ye geçiş kararında yalnızca koltuk kapasitesi değil, araç ekonomisi de önemli. Temsa’nın 12 metrelik Maraton modelini yakından takip ettik ve yakıt tüketiminin düşük olduğunu sahada gördük.
Bu araçtan yaklaşık beş ay önce 13 metrelik 2+1 Temsa modelini de filomuza katmıştık. Yaptığımız karşılaştırmada 12 metrelik aracın daha düşük yakıt tüketimi sunduğunu gördük. Bugün kullandığımız araçların yakıt performansından memnunuz. 2+2 düzende 50 yolcu kapasitesine ulaşılması da işletme açısından önemli bir avantaj. 2+1’de Temsa’yı tercih etmemizin nedenlerinden biri ise geniş bagaj hacmiydi. Bir de yerli üretime ayrı önem veriyorum. Ülkemizde üretilen aracı kullanmak, ekonomik değerin yine ülkemizde kalması açısından önemli.
ARAÇLARI GARANTİ BİTMEDEN YENİLEMEYİ PLANLIYORUZ
Filo yönetiminde uzun süre aynı araçlarla devam etmek yerine yenileme hızını yüksek tutmaya çalışıyoruz. Hedefimiz, araçları garanti süreleri dolmadan, mümkünse en geç 1,5 yıl içinde yenilemek. Zaten sıfır araç dönemine gelene kadar da yaklaşık iki yılda bir filo yeniliyorduk. Sıfır araca ulaşamadığımız yıllarda bile iki yıl geriden gelerek daha genç araçlara geçmeye çalıştık. Örneğin 2026 model dönemindeysek 2024 model, 2024 dönemindeysek 2022 model araç alıyorduk. Bu yıl itibarıyla sıfır araca yeniden yetişmiş olduk. Temsa’nın yeni Maraton kasasının gündemde olduğunu biliyoruz. Lansmana çıkacak ilk araçlardan birine de şimdiden talibiz. Filonun genç kalmasını hem işletme maliyetleri hem yolcu memnuniyeti açısından önemli görüyoruz.
DEMİR GRUP’LA SEKTÖRDEN GELEN ORTAK DİLİ KONUŞUYORUZ
Demir Grup ile yaklaşık beş ay öncesine kadar herhangi bir tanışıklığım yoktu. Ahmet Demir de bizim gibi otobüs sektörünün içinden gelen, aileden bu işi bilen bir isim. Dolayısıyla masaya oturduğumuzda birbirimizi uzun uzun anlatmak zorunda kalmıyoruz. Sektörün içinden gelmesi, bizim hangi koşullarda çalıştığımızı ve bir otobüs işletmecisinin neye ihtiyaç duyduğunu bilmesi önemli. Yaklaşımlarını samimi buldum. Yeni araç yatırımımız olduğunda yine Demir Grup’la devam etmeyi düşünüyoruz.
SEKTÖR BÜYÜK BİR YARA ALDI, KAN KAYBEDİYOR
2024 yılında 2025’in zor geçeceğini tahmin ediyorduk. Nitekim öyle oldu ancak 2026, 2025’ten de kötü geçti. Şimdi 2027’yi konuşmakta bile zorlanıyoruz. Akaryakıt fiyatları, yedek parça, sigorta ve diğer işletme giderleri sürekli yükselirken bu maliyetlerin tamamını yolcuya yansıtmak mümkün değil çünkü yolcunun da aynı ölçüde artan bir geliri yok. Bu yüzden firmalar maliyet artışlarının önemli bölümünü kendi kâr marjından karşılamak zorunda kalıyor. Yakıt fiyatlarının 50 lira seviyelerinde olduğu dönemlerde uyguladığımız bilet fiyatlarıyla bugün geldiğimiz nokta arasında beklediğimiz ölçüde fark oluşmadı. Yakıt maliyeti neredeyse ikiye katlanırken bilet fiyatını aynı ölçüde yükseltemedik.
Ben bugünkü tabloyu yalnızca geçici bir ekonomik sıkıntı olarak görmüyorum. Sektör ciddi biçimde kan kaybediyor. Özellikle bireysel otobüsçü maliyet baskısı nedeniyle işten giderek daha fazla soğuyor. Karayolu yolcu taşımacılığı çok önemli bir sektör olmasına rağmen sorunların çözümü konusunda yeterince sahiplenildiğimizi düşünmüyorum. Maliyet artıyor, rekabet zorlaşıyor, firma sayısı ve kapasite dengesi bozuluyor; ancak bunları bir bütün olarak ele alan güçlü bir yapı ortaya çıkmıyor.
HAVAYOLU ARDAHAN PAZARINDAN YÜZDE 40’A YAKIN PAY ALDI
Ardahan’da doğrudan havalimanı yok ancak en yakın hava ulaşımı Kars üzerinden sağlanıyor. Bu da bizim yolcu yapımızı doğrudan etkiliyor. Bugün havayolunun Ardahan yolcu pazarından yaklaşık yüzde 40’a varan bir pay aldığını düşünüyorum. Özellikle seyahat süresini kısaltmak isteyen yolcu Kars üzerinden uçuşu tercih edebiliyor. Buna rağmen uzun mesafe karayolu taşımacılığı bölgemiz açısından hâlâ çok önemli bir ihtiyaç.
Ardahan hattında yaz döneminde yaklaşık altı firma çalışıyor. Kış geldiğinde ise bu sayı üç firmaya kadar düşüyor. Bence mevcut yolcu potansiyeli zaten en fazla üç firmayı sağlıklı biçimde taşıyabilecek seviyede. Yazın gelip sezon sonunda çıkan firmalar, bizim tabirimizle sezonluk çalışanlar, pazardaki dengeyi bozabiliyor. Kapasite ihtiyacın üzerine çıktığında herkesin doluluğu ve kârlılığı düşüyor. Bu da zaten yüksek olan maliyet baskısını daha da ağırlaştırıyor.
O KAZANMASIN, GEREKİRSE BEN DE KAZANMAYAYIM!
Sektörün temel sorunlarından biri de ortak hareket edememek. Firma sahipleri bir federasyon veya dernek çatısı altında aynı masaya oturmakta zorlanıyor. 2019 yılında Esadaş Turizm adına Selami Tan’ın öncülüğünde Doğu ve Güneydoğu firmalarının katılımıyla Erzurum’da bir toplantı yapılmıştı. Ardahan’dan yalnızca ben katılmıştım. Yaklaşım son derece yapıcıydı. Orada konuşulanlar hayata geçirilebilseydi bugün çok farklı bir noktada olabilirdik. Selami Bey herkesi birkaç kez davet etti, elinden geleni yaptı; ancak beklenen katılım sağlanmadı. Bence sektörün yaşadığı ekonomik sıkıntının bir nedeni de firma sahiplerinin bu ortak akla yeterince sahip çıkmaması.
Bir dönem bölgede kooperatifleşme, tek çatı altında birleşme veya ortak hareket etme fikri gündeme geldi. Bana, “Senin araçların yeni, durumun iyi; sen kabul edersen diğer firmalar da kabul eder” dediler. Ben de “Ben varım, yeter ki herkes huzur içinde para kazansın” dedim. Fakat birkaç gün sonra gelen cevap çok çarpıcıydı: İnsanlarda “O kazanmasın, gerekirse ben de kazanmayayım” düşüncesi hâkimdi. Bu anlayış sektörün önündeki en büyük engellerden biri.
YOLDA KALAN RAKİP FİRMANIN YOLCUSUNU DA GERİ DÖNÜP ALDIK
Rekabet elbette olacak ancak bu işin merkezinde yolcu var. Rakip firmanın aracı yolda kaldığında “Bize ne” deme lüksümüz yok. O otobüsün içindeki yolcunun hiçbir suçu yok. Defalarca kendi aracımı gecenin ikisinde 40-50 kilometre geri çevirip, yolda kalan başka firmaların yolcularını aldırdım. Bize karşı aynı masaya oturmayan firmaların yolcularını bile mağdur etmemeye çalıştık çünkü sonuçta hepimiz aynı memlekete, aynı yolcuya hizmet ediyoruz. Rekabeti kibire dönüştürmeden, yolcuyu mağdur etmeden yapmak zorundayız.
MEMLEKETİMİZ İÇİN BİR AN ÖNCE AYNI MASAYA OTURMALIYIZ
Bugün geldiğimiz noktada firmaların kişisel hesapları bir kenara bırakıp aynı masaya oturması gerekiyor. Maliyetler bu kadar yükselmişken, yolcu potansiyeli sınırlıyken ve sektör kan kaybederken birbirimizin zararından medet ummanın kimseye faydası yok.
Benim beklentim çok basit: Herkes kazansın, sektör ayakta kalsın, yolcu da kaliteli hizmet alsın. Bunun yolu da ortak hareket etmekten geçiyor. Can Ardahan olarak filomuzu genç tutmaya, hizmet kalitesini yükseltmeye ve yatırım yapmaya devam edeceğiz ancak uzun vadede yalnızca tek tek firmaların güçlü olması yetmez. Memleketimiz ve sektörümüz için bir an önce aynı masa etrafında buluşmamız gerekiyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bu Maliyetlerle Sektör Kan Kaybediyor
1984 yılında Ardahan’da doğan ve çocuk yaşlardan itibaren aile mesleği olan otobüsçülüğün içinde yetişen Can Ardahan Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Emre Daşdemir, bugün yedi araçlık filosu ve 100’ü aşkın çalışanıyla bölgesinde güçlü bir yapı yönetiyor. Daşdemir’e göre bugün sektörün en büyük ihtiyacı, firma sahiplerinin rekabeti bir kenara bırakıp ortak akıl etrafında aynı masaya oturabilmesi. Keyifli okumalar!
OTOBÜSÇÜLÜK BİZİM İÇİN BABA MESLEĞİ
1984 yılında Ardahan’da doğdum. Çocuk yaştan itibaren baba mesleğimiz olan otobüsçülüğün içinde büyüdüm. Biz bu işe sonradan girmiş insanlar değiliz; tabiri caizse çekirdekten yetişmiş otobüsçüleriz. Babamların şehirlerarası otobüsçülük serüveni 1989 yılında başladı. O yıllarda sektörde daha farklı bir saygı, dayanışma ve meslek sevgisi vardı. Biz de bu ortamın böyle devam edeceğini düşünüyorduk. Fakat özellikle 2000’li yıllardan sonra sektörün yapısı ciddi biçimde değişti. Bugün o yolculuk Can Ardahan Turizm adı altında devam ediyor.
YEDİ ARAÇLIK FİLODA YENİDEN 2+2’Yİ TEST EDİYORUZ
Bugün Can Ardahan yalnızca yedi araçtan ibaret bir yapı değil. 100’ün üzerinde çalışanımız bulunuyor. Sürücüsünden yazıhane personeline, operasyonundan hizmet tarafına kadar geniş bir aileden söz ediyoruz. Bu da aslında şehirlerarası taşımacılığın yalnızca araç işletmek olmadığını gösteriyor. Bir firmanın arkasında ciddi bir istihdam ve ekonomik hareketlilik bulunuyor. Bu nedenle sektörde yaşanan her maliyet artışı yalnızca firma sahibini değil, bu yapının tamamını etkiliyor.
Şu anda yedi araçla çalışıyoruz. Ardahan’a 2+1 koltuk düzenini ilk taşıyan firmalardan biri olduk ancak bugün maliyetler çok ciddi şekilde arttı. Bu artışı yalnızca akaryakıtla açıklamak mümkün değil; yedek parça, sigorta, bakım, cezalar ve işletmenin diğer tüm giderlerinde önemli yükselişler var. Bu nedenle yeniden 2+2 koltuk düzenini gündemimize aldık. Şu anda iki aracımız 2+2, diğer araçlarımız 2+1 olarak çalışıyor. Eğer buradan beklediğimiz verimi alırsak filonun tamamında 2+2’ye dönüşü değerlendirebiliriz.
12 METRELİK MARATON’DA YAKIT AVANTAJINI GÖRDÜK
2+2’ye geçiş kararında yalnızca koltuk kapasitesi değil, araç ekonomisi de önemli. Temsa’nın 12 metrelik Maraton modelini yakından takip ettik ve yakıt tüketiminin düşük olduğunu sahada gördük.
Bu araçtan yaklaşık beş ay önce 13 metrelik 2+1 Temsa modelini de filomuza katmıştık. Yaptığımız karşılaştırmada 12 metrelik aracın daha düşük yakıt tüketimi sunduğunu gördük. Bugün kullandığımız araçların yakıt performansından memnunuz. 2+2 düzende 50 yolcu kapasitesine ulaşılması da işletme açısından önemli bir avantaj. 2+1’de Temsa’yı tercih etmemizin nedenlerinden biri ise geniş bagaj hacmiydi. Bir de yerli üretime ayrı önem veriyorum. Ülkemizde üretilen aracı kullanmak, ekonomik değerin yine ülkemizde kalması açısından önemli.
ARAÇLARI GARANTİ BİTMEDEN YENİLEMEYİ PLANLIYORUZ
Filo yönetiminde uzun süre aynı araçlarla devam etmek yerine yenileme hızını yüksek tutmaya çalışıyoruz. Hedefimiz, araçları garanti süreleri dolmadan, mümkünse en geç 1,5 yıl içinde yenilemek. Zaten sıfır araç dönemine gelene kadar da yaklaşık iki yılda bir filo yeniliyorduk. Sıfır araca ulaşamadığımız yıllarda bile iki yıl geriden gelerek daha genç araçlara geçmeye çalıştık. Örneğin 2026 model dönemindeysek 2024 model, 2024 dönemindeysek 2022 model araç alıyorduk. Bu yıl itibarıyla sıfır araca yeniden yetişmiş olduk. Temsa’nın yeni Maraton kasasının gündemde olduğunu biliyoruz. Lansmana çıkacak ilk araçlardan birine de şimdiden talibiz. Filonun genç kalmasını hem işletme maliyetleri hem yolcu memnuniyeti açısından önemli görüyoruz.
DEMİR GRUP’LA SEKTÖRDEN GELEN ORTAK DİLİ KONUŞUYORUZ
Demir Grup ile yaklaşık beş ay öncesine kadar herhangi bir tanışıklığım yoktu. Ahmet Demir de bizim gibi otobüs sektörünün içinden gelen, aileden bu işi bilen bir isim. Dolayısıyla masaya oturduğumuzda birbirimizi uzun uzun anlatmak zorunda kalmıyoruz. Sektörün içinden gelmesi, bizim hangi koşullarda çalıştığımızı ve bir otobüs işletmecisinin neye ihtiyaç duyduğunu bilmesi önemli. Yaklaşımlarını samimi buldum. Yeni araç yatırımımız olduğunda yine Demir Grup’la devam etmeyi düşünüyoruz.
SEKTÖR BÜYÜK BİR YARA ALDI, KAN KAYBEDİYOR
2024 yılında 2025’in zor geçeceğini tahmin ediyorduk. Nitekim öyle oldu ancak 2026, 2025’ten de kötü geçti. Şimdi 2027’yi konuşmakta bile zorlanıyoruz. Akaryakıt fiyatları, yedek parça, sigorta ve diğer işletme giderleri sürekli yükselirken bu maliyetlerin tamamını yolcuya yansıtmak mümkün değil çünkü yolcunun da aynı ölçüde artan bir geliri yok. Bu yüzden firmalar maliyet artışlarının önemli bölümünü kendi kâr marjından karşılamak zorunda kalıyor. Yakıt fiyatlarının 50 lira seviyelerinde olduğu dönemlerde uyguladığımız bilet fiyatlarıyla bugün geldiğimiz nokta arasında beklediğimiz ölçüde fark oluşmadı. Yakıt maliyeti neredeyse ikiye katlanırken bilet fiyatını aynı ölçüde yükseltemedik.
Ben bugünkü tabloyu yalnızca geçici bir ekonomik sıkıntı olarak görmüyorum. Sektör ciddi biçimde kan kaybediyor. Özellikle bireysel otobüsçü maliyet baskısı nedeniyle işten giderek daha fazla soğuyor. Karayolu yolcu taşımacılığı çok önemli bir sektör olmasına rağmen sorunların çözümü konusunda yeterince sahiplenildiğimizi düşünmüyorum. Maliyet artıyor, rekabet zorlaşıyor, firma sayısı ve kapasite dengesi bozuluyor; ancak bunları bir bütün olarak ele alan güçlü bir yapı ortaya çıkmıyor.
HAVAYOLU ARDAHAN PAZARINDAN YÜZDE 40’A YAKIN PAY ALDI
Ardahan’da doğrudan havalimanı yok ancak en yakın hava ulaşımı Kars üzerinden sağlanıyor. Bu da bizim yolcu yapımızı doğrudan etkiliyor. Bugün havayolunun Ardahan yolcu pazarından yaklaşık yüzde 40’a varan bir pay aldığını düşünüyorum. Özellikle seyahat süresini kısaltmak isteyen yolcu Kars üzerinden uçuşu tercih edebiliyor. Buna rağmen uzun mesafe karayolu taşımacılığı bölgemiz açısından hâlâ çok önemli bir ihtiyaç.
Ardahan hattında yaz döneminde yaklaşık altı firma çalışıyor. Kış geldiğinde ise bu sayı üç firmaya kadar düşüyor. Bence mevcut yolcu potansiyeli zaten en fazla üç firmayı sağlıklı biçimde taşıyabilecek seviyede. Yazın gelip sezon sonunda çıkan firmalar, bizim tabirimizle sezonluk çalışanlar, pazardaki dengeyi bozabiliyor. Kapasite ihtiyacın üzerine çıktığında herkesin doluluğu ve kârlılığı düşüyor. Bu da zaten yüksek olan maliyet baskısını daha da ağırlaştırıyor.
O KAZANMASIN, GEREKİRSE BEN DE KAZANMAYAYIM!
Sektörün temel sorunlarından biri de ortak hareket edememek. Firma sahipleri bir federasyon veya dernek çatısı altında aynı masaya oturmakta zorlanıyor. 2019 yılında Esadaş Turizm adına Selami Tan’ın öncülüğünde Doğu ve Güneydoğu firmalarının katılımıyla Erzurum’da bir toplantı yapılmıştı. Ardahan’dan yalnızca ben katılmıştım. Yaklaşım son derece yapıcıydı. Orada konuşulanlar hayata geçirilebilseydi bugün çok farklı bir noktada olabilirdik. Selami Bey herkesi birkaç kez davet etti, elinden geleni yaptı; ancak beklenen katılım sağlanmadı. Bence sektörün yaşadığı ekonomik sıkıntının bir nedeni de firma sahiplerinin bu ortak akla yeterince sahip çıkmaması.
Bir dönem bölgede kooperatifleşme, tek çatı altında birleşme veya ortak hareket etme fikri gündeme geldi. Bana, “Senin araçların yeni, durumun iyi; sen kabul edersen diğer firmalar da kabul eder” dediler. Ben de “Ben varım, yeter ki herkes huzur içinde para kazansın” dedim. Fakat birkaç gün sonra gelen cevap çok çarpıcıydı: İnsanlarda “O kazanmasın, gerekirse ben de kazanmayayım” düşüncesi hâkimdi. Bu anlayış sektörün önündeki en büyük engellerden biri.
YOLDA KALAN RAKİP FİRMANIN YOLCUSUNU DA GERİ DÖNÜP ALDIK
Rekabet elbette olacak ancak bu işin merkezinde yolcu var. Rakip firmanın aracı yolda kaldığında “Bize ne” deme lüksümüz yok. O otobüsün içindeki yolcunun hiçbir suçu yok. Defalarca kendi aracımı gecenin ikisinde 40-50 kilometre geri çevirip, yolda kalan başka firmaların yolcularını aldırdım. Bize karşı aynı masaya oturmayan firmaların yolcularını bile mağdur etmemeye çalıştık çünkü sonuçta hepimiz aynı memlekete, aynı yolcuya hizmet ediyoruz. Rekabeti kibire dönüştürmeden, yolcuyu mağdur etmeden yapmak zorundayız.
MEMLEKETİMİZ İÇİN BİR AN ÖNCE AYNI MASAYA OTURMALIYIZ
Bugün geldiğimiz noktada firmaların kişisel hesapları bir kenara bırakıp aynı masaya oturması gerekiyor. Maliyetler bu kadar yükselmişken, yolcu potansiyeli sınırlıyken ve sektör kan kaybederken birbirimizin zararından medet ummanın kimseye faydası yok.
Benim beklentim çok basit: Herkes kazansın, sektör ayakta kalsın, yolcu da kaliteli hizmet alsın. Bunun yolu da ortak hareket etmekten geçiyor. Can Ardahan olarak filomuzu genç tutmaya, hizmet kalitesini yükseltmeye ve yatırım yapmaya devam edeceğiz ancak uzun vadede yalnızca tek tek firmaların güçlü olması yetmez. Memleketimiz ve sektörümüz için bir an önce aynı masa etrafında buluşmamız gerekiyor.
En Çok Okunan Haberler